Şunun için etiket arşivi: SAĞLIK haberleri

C vitamini bakımından zengin olan kudret narı, bal ve zeytinyağı karıştırılıp tüketildiğinde insan sağlığına inanılmaz faydalar sağlıyor. Sizler için tropik meyveler arasında en çok tüketilen kudret narı hakkında merak edilenleri derledik. Hücreleri yenilen kudret narı özellikle kanser tedavisinde olulu etkiler verdiği söyleniyor. Zeytinyağı ve bal ile tüketilebilir. Peki kudret narının faydaları nelerdir?

Bol su ve güneş sağlandığında saksıda bile yetişebilen kudret narı ilaç sanayisinde kullanılır. İlkbaharda büyüyen yaz aylarında ise meyve veren kudret narının öz suyunun tadı oldukça acıdır. Olgunlaşmadan tüketilmez. Kudret narı meyvesi mineral ve vitamin bakımından zengindir. İçeriğinde demir, kalsiyum, fosfor, B vitaminleri bulunur. Bazı araştırmalarda kadınların kısırlık tedavisinde doğal fayda sağladığı gözlemlenmiştir. Alternatif tıpta sıklıkla kullanılır. Bazı aktarlarda kudret narı, zeytin yağı ve balı karıştırıp satıyorlar. Bu karışım mide ve bağırsak sorunlarına iyi gelir. Kudret narının biraz acı tadı olduğundan bal ve zeytin yağı ile tüketilir. Ayrıca aktardan almak istemeyenler evde de hazırlayabilir. Kabakgiller ailesine ait kudret narının anavatanı Uzak Doğu ve Güney Amerika’dır. Ülkemizde özellikle Bursa ve Yalova’da seralarda özel koşullarda yetiştiriciliği yapılır. 

KUDRET NARININ FAYDALARI NELERDİR?

Sindirim hastalıklarının başında gelen kabızlık sindirilmeyen yemeklerin kalın bağırsakta birikmesi ile ortaya çıkar. Bu hastalık çok ciddiye alınmasa da ilerleyen zamanlarda önemli bağırsak sorunlarına neden olabilir. Uzmanlar günde bir kaşık kudret narı, bal ve zeytin karışımı tüketerek bağırsaklarda biriken besin atıklarının çözülmesine yardımcı olunur. Böylece kabızlık sorunu giderilmiş olur. Aynı zamanda bu karışım ülser, gastrit, kolit ve reflü gibi sorunlara da iyi gelir.

– Yapılan bazı araştırmalarda kudret narının vücutta tümöre dönüşme ihtimali olan hücrelerin sağlığını koruduğu tespit edilmiştir. Özellikle meme kanserindeki hücrelerde etkili olan kudret narının etkilerinden faydalanmak için düzenli tüketilmesi gerekir. 

 Lutein ve Lycopnene maddeleri doğada bulunan en etkili antibiyotik etkiye sahiptir. Kudret narı bu iki madde bakımından oldukça zengindir. Antibiyotik vücut ağrıları içinde etkilidir. 

Eski insanlar yanık tedavisinde de kudret narını kullandıkları ve olumlu sonuçlar aldıkları biliniyor. Kudret narının meyvesinin çekirdeğini çıkartıp zeytin yağı ile ezip bir kavanoza koyun. Yanık esnasına hemen müdahale edebilirsiniz. Buzdolabında muhafaza ederek bir yıl boyunca kullanabilirsiniz. 

E vitamini ve protein bakımından zengin olan kudret narı bağışıklık sistemini güçlendirmede etkilidir. Vücuda besin, hava ve çevresel etkilerden dolayı giren virüslere karşı kalkan oluşturur. Hastalıklara yakalanma oranını düşürür.

Antienflamatuvar etkisi sayesinde iltihabı yok eder. Kudret narı ve zeytinden hazırladığınız kremi aynı zamanda iltihap kapmış bölgelere de sürebilirsiniz.

Kudret narı vücutta en fazla karaciğere fayda sağlar. Adeta karaciğerin yenilenmesinde ve temizlenmesinde destek olur. Bu sayede cilt hastalıklarına da iyi gelir. Vücuttaki yağ oranını azaltan kudret narı akne ve sivilce oluşumunu da önlemiş olur. 

Kandaki toksinleri de temizleyerek kan hücrelerini dengeler. Yapılan bir diğer araştırmada kudret narının kandaki şeker oranı açısından da etkili olduğu şeker hastalarının rahatlıkla tüketebileceği bir meyve olduğu ortaya çıkarılmıştır.

KUDRET NARI ZEYTİNYAĞI VE BAL KARIŞIMI!

10 tane kudret narının çekirdeklerini çıkartıp geri kalan kısmını blendırdan geçirin içerisine bir su bardağı zeytinyağı ve bir su bardağı bal ekleyerek iyice karıştırın bir kavanoza koyup buzdolabında bekletin. Ertesi gün kullanmaya başlayın. Bu karışım vücuttaki toksinlerin atılmasında yardımcı olur. Aynı zamanda bağışıklık sistemini kuvvenlendirerek virüslerle başa çıkmalarını sağlar. Sindirim sisteminin fonksiyonlarını düzenletir. Stres ve yorgunluk gibi sağlık sorunlarını kolayca tedavi eder. 

KUDRET NARININ ZARARI VAR MI?

Her besinde olduğu gibi kudret narı da aşırı ve bilinçsizce tüketildiğinde ciddi sağlık sorunlarının yaşanmasına zemin hazırlar. Kandaki şeker açısından faydalı olan bu besin aşırı tüketildiğinde şekerin düşmesine ya da artmasına eden olabilir. Kan basıncını artırdığından adet dönemlerinde aşırı kanama ya yol açar. Bu nedenle gebe kalmak isteyen ya da hamile kadınların tüketmesi sakıncalı olabilir. 

Tropikal meyveler arasında en fazla tüketilen muzun insan sağlığına inanılmaz faydaları vardır. Özellikle kemik ve kalp hastalıklarını önleyen muz hakkında merak edilen her şeyi sizler için derledik. Birden fazla çeşide sahip olan muz doğada bulunan en güçlü liftir. Ayrıca potasyum bakımından da zengin olan muz, değerli besinler listesinde ilk beşte yer alır. Peki Muzun faydaları nelerdir?

Güneydoğu Asya’da yetişen yeşil, kırmızı ve sarı olmak üzer üç çeşidi bulunan muzun içeriğinde bol miktarda vitamin ve mineral bulunur. Doğada bulunun en besleyici besin olan muz protein, mineral ve aminoasiti bakımından oldukça zengindir. Sindirimi yavaş olan kişilerin muz tüketilmesi tavsiye edilmez. Çünkü muz içerdiği bazı maddeler nedeniyle kabızlığa sebep olabilir. Aynı zamanda muz B1, B2, C, A ve E vitaminlerini içeren muz, potasyum, demir, kalsiyum, fosfor, sodyum ve iyot gibi minerallerde bol miktarda bulunduruyor. Potasyum bakımından en güçlü besin olan muz, terlemeyi artırarak kas ve kemiklerin daha hızlı çalışmasını sağlar. Sinirleri yatıştırmada etkili olan muzu gece yatmadan bir saat önce tüketildiğinde daha rahat bir uykuya neden olur. Tropikal olmasına rağmen, botanik olarak hemen her yerde yetiştirilebilir. Bazı ülkelerde yemek olarak tüketilen muz, ilk kez Papua Yeni Gine’de evcilleştirildi. Dalından koparıldıktan sonra daha hızlı olgunlaşan muz, olgunlaşmamış halde tüketildiğinde ishale, çok olgunlaşmışı ise kabızlığa yol açar. Türkiye’ye ilk kez 1750 yılında getirildiği biliniyor. Süs bitkisi olarak yetiştirilen muz, ileri ki yıllarda tüketim amaçlı üretilmeye başlandı.

MUZ ÇAYI NE İŞE YARAR? 

Koronavirüs ile beraber artan uykusuzluk çözümü için uzmanların çoğu muzu öneriyor. İçerdiği güçlü potasyum sayesinde sinir hücrelerini yatıştırığ melatonin hormonunu artıran muzlu çayı yatmandan bir saat önce tüketmekte fayda var. Muz çayı nasıl yapılır? Her iki ucu kesilen muzu kabuklarıyla beraber bir tencerede kaynatın.İyice kaynadıktan sonra 10 dakika demlenmeye bırakın. Daha sonra süzüp içine tarçın ekleyerek ya da bal tüketebilirsiniz. 

KAÇ ÇEŞİT MUZ VARDIR?

Çoğunlukla sarı renklisi bilinen muzun aslında çeşitleri vardır. Kısa, orta ve uzun gibi çeşitlere sahiptir. Kısa boylu türüne dwarf cavendish denir. Orta boylu çeşitlerine ise granf nain olarak adlandırılır. Şimşek de denilen bu türün tüketimi fazladır. Williams ve azman ise uzun boyu olan muz türüdür. Muz çeşitliliği kokusuna, renklerine ve şeklinde göre değişir. Tohumlu, tüylü, bulanık ve pembe muz çeşitleridir. 

MUZUN FAYDALARI NELEDİR?

Muzun içeriğinde hem çözünür hem de çözünmez lif bulunur. Bu lif çeşitleri sindirimi yavaşlatarak uzun süreli tok kalmaya neden olur. Kilo vermek isteyenler için gün içerisinde tüketilmesi tavsiye edilen meyvelerin başında gelir. Ancak muzu diyet listenize eklemeden bir uzmana başvurunuz.

Lif sadece sindirim için değil aynı zamanda vücuttaki kötü kolesterolü düşürmede de etkilidir. Kolesterolün düşmesi kalp ve damar sağlığına oldukça iyidir. Özellikle damar tıkanıklığını önler.

Tatlı ve ekşi tada sahip olan muz, yemek borusundan itibaren mide ve bağırsak sağlığı içinde fayda sağlar. Vücuttaki sıvı oranını artırarak böbrek üstü bezlerin daha rahat çalışmasına zemin hazırlar. 

Yüksek potasyum içeren muz kan basıncını dengeliyor. Bu sayede beynin sağlığını koruyarak, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklar önler.

Kan basıncının aynı sıra kan hücrelerini dengeler. Kırmızı kan hücrelerini artırarak demir emilimini artırır. Böylece kansızlığın yaşanma riski azalır. 

MUZ KABUĞUNU SAKIN ÇÖPE ATMAYIN!

Muz güçlü bir antiseptik özelliğe sahip olduğundan makyaj temizlemede kabuğunu kullanılabilir.

Kabuğundaki sıvıyı tuvalet kağıdına damlatarak tuvaletinizin güzel kokmasını sağlayabilirsiniz.

Muz kabuğunu tüm vücudunuza sürerek hem ter kokusunu önlemiş olursunuz hem de vücuttaki yağ oranını dengelersiniz.

Şiddetli baş ağrısı gibi durumlarda bir muz kabuğunu bir saate yakın alnınıza koyarak kısa sürede ağrının şiddetini azaltabilirsiniz.

Cilt yanıkları esnasında muz kabuğunu vücudunuza sürdüğünüzde bu durumun şiddetini azaltmada yardımcı olur. 

– Antibakteriyel etkisi sayesinde diş fırçası niyetine dişlerinize sürebilir. Buradaki enfeksiyonlu hücreleri azaltmanın yanı sıra dişlerin beyazlamasına yardımcı olabilirsiniz.

Bursa’nın köylerinden toplanan tezgahlarda yerini alan hünnap vücuttaki radikal hücreleri temizlemede oldukça etkilidir. B vitaminleri kompleksi bakımından zengin olan hünnap, kemiklerin güçlenmesini artırır. Kanı temizleyen ve karaciğeri güçlendiren hünnap hakkında sizler için merak edilenleri araştırdık. Çiğ olarak tüketildiği gibi kurutularak çayı da yapılır. Peki hünnap meyvesinin faydaları nelerdir?

Cehrigiller ailesine ait bir ağaç türünde yetişen hünnap meyvesi ilk olarak yeşil bir renkte gelişir. Sonbahar güneşinde bekleyen meyve zamanla kırmızı ve kahve rengi arası bir renge bürünür. Dış yüzeyi hafif sert olan hünnap görüntü olarak zeytine benzer. Yabani olarak bulunduğu gibi bahçelerde özel olarak da yetiştirilir. Yeşil hali ekşi bir tada sahipken rengi koyulaştıkça tadı da tatlılaşır. Çin’den tüm dünyaya yayılan bu meyve alternatif tıpta sıkça kullanılan doğal ilaçtır. Kuzey Afrika, Suriye ve Hindistan’da da bulunur. İklim koşullarına hemen ayak uyduran bir ağaca sahiptir. Ülkemizde Marmara, Batı ve Güney Anadaolu’da da yetiştirilir. İçeriğinde doğal şeker bulunan meyve kurutulup çay ile beraber tüketilir. İçeriğinde yüzde 85 oranda C vitamini bulunduran nadir meyvelerdendir. Bu özelliği sayesinde bir avucu tüm vücudu toksinlerden arındırır. Bağışıklığı güçlendirir. 100 gramlık hünnapta yüzde 7 A vitamini, yüzde 20 B vitamini ayrıca demir, manganez, magnezyum, fosfor, kalsiyum, çinko ve sodyum bulunuyor. Hünnapla ilgili yapılan çalışmalarda meyvenin kanserli hücrelerin oluşumunu azaltığı biliniyor. Zengin bir içeriğe sahip olan hünnap meyvesi doğal bir sakinleştirici özelliği vardır. Ayrıca alternatif tıp uzmanlarının önerilerine göre Hünnap kandaki iltihabı temizliyor. Karaciğer ve kalbin daha fonkisyonlu çalışmasını destekliyor. 

KAÇ ÇEŞİT HÜNNAP VARDIR?

Yapılan araştırmalarda 10’un üzerinde hünnap çeşidi bulunmaktadır. Li Hünnap en fazla tercih edilen çeşididir. Mayıs ayında taze olarak tüketilmesi tavsiye edilir. Jin ise hünnap meyvesinin en kusursuz yüzeyine sahiptir. Kurduktan sonra toplanarak tüketilir. Çin’de yetişen çeşitleri ise Globe ve Honey Jar’dır. Bunlar Çin’in kültür meyvesidir. Dünay’da en çok yetiştirilen hünnap çeşidi ise Lang’tır. Lang, şekil olarak armuta benzer kuru halde yenir. İçinde en fazla şekere sahip olan çeşit ise Sugar Cane’dir. 

HÜNNAP ÇAYI NE İŞE YARAR?

Güçlü bir toksin atıcı olan hünnap, çay halde tüketildiğinde de etkilidir. Özellikle idrar söktürücü özelliği sayesinde mesane ve böbreklerde kum taş oluşumunu önler. Bunun yanı sıra hünnap çayı yağ yakımında da etkilidir. Vücuttaki virüsleri temizler. Boğazı rahatlatır. Sindirimi düzenler. Mide ve bağırsaklara fayda sağlar. 

HÜNNAP MEYVESİNİN FAYDALARI NELERDİR?

Mevsim geçişlerinde sıklıkla yaşanılan boğaz enfeksiyonlarına iyi gelen öksürük krizlerini kesmede birebir fayda sağlayan besinlerden biridir. İçerdiği pektin maddesi boğazlardaki tüm balgamı sökerek atmanıza yardımcı olur. Astım ve solunum hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.

Hemen hemen herkesin bazı yağlı ve karbonhidratlı yiyeceklerden dolayı yaşadığı kabızlık rahatsızlığına iyi gelir. Sindirimi kolaylaştırarak mide ve bağırsaklardaki zararlı bakterilerin oranını azaltır. Uzun süre de tok tutarak kilo vermenize bile yardımcı olur. Ayrıca kilo verirken enerji kaybı yaşamanızı önler. 

Güçlü antioksidan özelliği sayesinde karaciğeri toksinlerden arındırır. Böylece cilt problemlerine yakalanma riskini azaltır. Bağışıklığı güçlendirerek riskli hastalıklara yakalanmayı engeller. Uzmanlar özellikle bu meyvenin sonbahar aylarında düzenli tüketilmesi gerektiğini belirtiyor. 

Günde bir avuç tüketildiğinde bağışıklık sisteminizi hızlı bir şekilde güçlendirir. Kemik ve kas kaybını önler. Çiğ olarak tüketilen bu meyve tükürükteki zararlı salınımların oranını azaltarak ağız ve diş sağlığını da korur.

Potasyum vücuttaki hücrelerin daha sağlıklı işlemesini sağlar. Bu yüzden vücudun günlük ihtiyaç duyduğu minerallerin başında gelir. Hünnap bu bakımından zengin bir meyvedir. Bir fincana yakın tüketildiğinde vücudun potasyum ihtiyacının yüzde 70’ini karşılar.

Yapılan araştırmalara göre hünnap içerdiği maddeler sayesinde sinir sisteminin yapısını korur. Bu yüzden kişinin çabuk sinirlenmesini ya da stres gibi ruhsal durumlar yaşamasının önüne geçmesini destekler. Güçlü bir antidepresan ilaç görevi görür. 

HÜNNABIN ZARARI VAR MIDIR?

Tam olarak zararının ne olduğu bilinmez ancak uzmanlar her besinde olduğu gibi hünnabın da tüketiminde aşırıya kaçılmaması öneriliyor. Bunun yanı sıra kronik hastalar ve hamileler tüketmeden önce uzmanlarına danışmalı. Hünnap faydalı bir meyvedir. Bu yüzden faydalarını elde etmek için yeterli porsiyonda tüketilmesi gerekir. Birçok alternatif tıp uzmanı hünnabın gün içinde bir avuç tüketilmesinin yeterli olacağını belirtiyor.

20 yüzyılın başından beri en fazla vakaya sahip olunan sağlık sorunu kanserdir. Vücudun herhangi bir yerindeki hücrelerin mutasyona uğrayıp çoğalmasıyla oluşan tümör kansere yol açar. Birden fazla çeşidi olan kanser hastalığı hakkında merak edilenleri sizler için araştırdık. Peki Kaç çeşit kanser vardır? Kanser nasıl önlenir?

Vücudun temel hücre yapısı olan DNA’da meydana gelen kontrolsüz çoğalma ve büyüme durumlarına kanser denir. Bu durum aslında günlük hemen hemen herkesin yaşadığı bir durumdur. Vücutta yaklaşık 10.000 yakın DNA çeşitli nedenlerden dolayı mutasyona uğrar. Ancak bağışıklık sistemi vücudu her saat başı tarayarak tespit ettiği mutasyonlu hücreleri ya yok eder ya da yeniler. Böylece kanser oluşur ve biter. Bu tarama esnasında kurtulan ve hızla büyümeye devam eden hücreler tümöre dönüşür. Tümör zamanında tespit edilmediğinde ortaya çıktığı bölgede hasar oluşturur. Uzmanlar bu yüzden vücudun temel yaşam biçimi olan bağışıklığın sürekli güçlendirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü aksi bir durumda önüne geçilmeyecek sağlık sorunlarının oluşmasına neden olur. Bağışıklık sistemi her konuda vücuda giren bakteri, virüs ve diğer hücreleri tarar. Bununla beraber antikor üreterek bunları yok eder. Kan dolaşımı da bağışıklık sisteminin temizlediği bu hücreleri vücudun gerekli bölgelerine taşır. Bu yüzden bağışıklık sistemi hücreleri temizlemeden kana ulaşırsa bu hücreler kan dolaşımıyla vücudun farklı bölgelerinde giderek buradaki hücrelerin yapısını da bozabilir. Kusursuz bir işleyişle yaratılan insan vücudu bu işlemleri gerçekleştirir. Ancak bozulmasındaki en büyük etken kişinin sağlıksız beslenmesi ya da kullanılan ilaçların yan etkileridir. Fakat yapılan araştırmalarda bu tarz durumlar neden olsa bile kanserin kesinlikle bundan çıktığı söylenmesi doğru değildir. 

KANSERİN NEDENLERİ NELERDİR?

Kafein ve nikotin içeren maddelerin aşırı tüketimi bunlar arasında; kahve, kola ve sigara vardır.

Başka hastalıklar nedeniyle çeşitli röntgen ve radyasyona maruz kalma durumları

Lenf ve tiroid bezlerinin doğu çalışmaması durumunda yaşanan hormonal bozukluk

Çeşitli ilaçlara ve kimyasallara yüksek derecede maruz kalma

Aile öyküsünde olan genetik yatkınlık 

Sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam ve hava kirliliği 

Güneş ışınlarının deri üzerindeki olumsuz etkisi

Ruhsal hastalıklar örneğin: depresyon ve stres 

HP (ağzı ve gırtlakta bulunur), Hepatiti B ve C virüsleri

İstemsiz ortaya çıkan darbeler gibi durumlar kansere neden olur. Ancak bunun yanı sıra bahsedilen kimyasallar çeşitlerine göre kansere davetiye çıkartır. Alüminyum ya da ayakkabı sanayisinde kullanılan maddeler; Akciğer, karaciğer, yemek borusu, idrar kesesi ve sindirim yolları kanserlerine neden olur. Bunun yanı sıra kömür; böbrek ve akciğer kanserlerinin oluşumuna zemin hazırlar. Tahtacılık gibi işler ise gırtlak ya da sinüs kanserlerinin yaşanmasına sebep olur.

KAÇ ÇEŞİT KANSER VARDIR?

Meme kanseri; kadınlarda daha sık görülür.

Akciğer kanseri; sigara tüketenlerde ortaya çıkar.

Lenfoma; vücudun çeşitli yerlerinde görülebilir.

Bağırsak ve Kolon; sindirim sisteminde yaşanır.

Rahim ağzı kanseri; kadınlarda rastlanır. Bunlar en sık görülen kanser çeşitleridir.

KANSER BELİRTİLERİ NELERDİR?

Hemen hemen bütün kanserlerde en yaygın belirti kilo kaybıdır.

Halsizlik yorgunluk ve vücut ağrıları

Cilt yüzeyindeki ben ve siğillerde meydana gelen anormal değişimi

Bazı organlarda büyüme

Tuvalete çıkma esnasındaki değişimler yani ya sık çıkma ya da hiç çıkmama

Yemek yerken yutkunmada zorlanma aniden ses kısıklığı ya da değişimi

Kadınlarda özellikle memelerde büyüme ya da küçülme

Herhangi bir hastalık olmamasına rağmen yüksek ateşlenme

Gerginlik hissi gibi belirtiler kanser hastalıklarının yaygın olanlarıdır. 

KANSER NASIL ÖNLENİR?

Kanseri önlemenin en doğal yolu bağışıklık sistemini güçlendirecek antioksidan içeren besinlerin tüketimini artırmak. Diyabet ve obezite gibi hastalıkların tedavisine dikkat edilmesi gerekir. Aksi halde bu hastalıklar hem kan dolaşımını hem de bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğinden kansere neden olur. Bu yüzden probiyotik bakımından zengin olan ev yapımı turşu yada yoğurt tüketilebilir. Gün içerisinde vücut ihtiyacı olan C ve D vitaminleri karşılanmalı. Göz sağlığı ve hücre yenilenmesi için beta karoten ve A vitamini takviyeleri düzenli alınmalı. Ayırca gerekli olan folik asit ve E vitaminini de ek takviye olarak almakta fayda var. 

Koronavirüs süreciyle beraber sinsi sinsi ilerleyen hastalıklardan biri uyku kaybı salgını oldu. Fark edilmeden yaşanan bu sorun ciddi sağlık hastalıklarını beraberinde getirir. Her 3 kişi’den en az 1’inde görülme olasılığı artan uyku kaybı ve uykusuzluk hakkında merak edilenleri sizler için araştırdık. Peki Uykusuzluğun sebeleri neler? Uykusuzluğa iyi gelen besinler…

Kovid-19 virüsünün ortaya çıkmasından sonra başlayan pandemi sürecinde ortaya çıkan en büyük problemlerden biri uyku kaybı salgını oldu. Yaklaşık 4 aya aşkın bir sürede tüm dünya ülkelerinde soka çıkma yasağı nedeniyle hemen hemen herkes vakitlerini evlerinde geçirdi. Bu da uyku sorununa neden oldu. Evden çalışma sistemi, evden eğitim ve neredeyse tüm aktivitelerin evde yapılmaya başlaması dengesiz bir beslenme ve uykunun yaşanmasına neden oldu. Virüs korkusuyla ortaya çıkan stres ve depresyonunda buna büyük bir etkisi oldu. Uyku kaybı beraberinde kilo alımı ya da kaybı, bağışıklık düşüklüğü, zihinsel yorgunluk ve daha bir çok problemin yaşanmasına ortam hazırlar. Uyku sorunu bu süreçte özellikle geçleri etkiledi. Uyku salgını kaybı: yykuya geç dalma, uyku sırasında sürekli kalkma ve sabah uyanıldığında yorgunluk hissetme gibi belirtilerle kendini gösterir. Uyku süresi azaldıkça yaşam kalitesi de zayıflar. Sürekli olarak tekrarlandığında bağışıklık sistemini zayıflattığı için vücudu virüslere karşı dürençsiz hale getirir.

UYKUSUZLUĞUN SEBEPLERİ NELER?

– Zihnin gün içinde aşırı dolması ve bilinçaltının sürekli düşüncelere dalmasına neden olur. Bu da uykuya hızla dalmayı azaltır. 

– Yaşam savaşında kaygı bozukluğu, güvensizlik, endişe ve aşırı stresli bir ortamda olunması kişinin gece huzursuzlanmasına neden olur.

– Gün içerisinde nikotin ve kafein içeren besin ya da içecekleri fazla tüketmek. Sinir sistemindeki hücrelerin uyarıcılarını artırır. Bu yüzden beyindeki uyku hormonu azalır. 

– Gece rahat çekilmeyen bir uyku nedeniyle gün içerisinde sık sık aralıklarla uyumak gece yeniden rahat bir uyku çekilmesini engeller.

– Bulunan ortamın havalandırılmaması ya da yatakların düzenli yıkanmamasından dolayı yaşanan rahatsızlık uykusuzluğa yol açabilir.

– Farklı hastalıklara ait bazı ilaçların yan etkilerinden biri de uykusuzluk yapar.

– Gürültü ve çevre kirliliği de uyku sorununa ortam hazırlar.

– Aynı zamanda huzursuz bacak sendromu, kramp, raflü, sinüzit, migren ve uyku apnesi gibi hastalıklarda uykusuzlupa neden olan baş etmenler arasında yer alır. 

UYKUSUZLUĞA İYİ GELEN BESİNLER

– Laktik asit uykusuzluk sorununa fayda sağlayan en iyi doğal yoldur. Laktik asit bakımından en zengin besinler yoğurt ve süttür. Bu iki besini yatmadan 1 veya 2 saat önce tüketmek rahat bir uyku çekmenizi sağlar. 

– Yaşanacak mide rahatsızlıklarını önlemek için bal tüketilmesi tavsiye edilir. Böylece gece mide hastalıklarına bağlı uyanmaların oranı azaltılır.

– En etkili bitkisel çaylar ise papatya ve melisa çayıdır. Bu iki çay çeşidi melatonin hormonun artmasına neden olur. Ayrıca sinir sisteminin yatışmasını sağlar. Böylece beyin düşünsel duruma geçmeden uykuya dalar. 

– Magnezyum ve potasyum bakımından zengin olan muz, uyku sornunu için yoğurttan sonra gelen ve en etkili olan besinlerden biridir. 

Topumun neredeyse 4’te 2’sinde kansızlık ya da kan hastalıkları görülür. Bunun için uzmanlar sık sık kan yapıcı besinler tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Bunların başında kuzu göbeği mantarı gelir. Mantar çeşitlerinden en fazla demire sahip olan kuzu göbeği mantarı hakkında merak edilenleri sizler için araştırdık. Peki Kuzu göbeği mantarının faydaları nelerdir? Kuzu göbeği mantarı nasıl tüketilir?

Bilimsel litaretürde morchellaceae olarak geçen kuzu göbeği mantarı ormanlık alanlarda bazı yerlerde tek tek bazı yerlerde toplu olarak bulunur. Sürekli yağışlar sonrası ortaya çıkan kuzu göbeği mantarı hem ilkbahar hem de sonbharda görülür. Genellikle Gyramitra esculenta gibi zehirli türlerle karıştırılır. Bu yüzden uzmanlar tarafından toplanmasında fayda var. Çiğ halde tüketilmesi sakıncalıdır. Aksi halde zehirlenmeye yol açabilir. Oldukça pahalı olan bu mantar türünün ekonomik değeri yüksektir. Frsansızların sıklıkla tüketmeyi tercih kuzu göbeği mantarı ülkemizde Akdeniz, Karadeniz ve Ege bölgesindeki ormanlarda rastlanır. Yumurta büyüklüğünde olan kuzu göbeği mantarı görüntü oalrak da farklıdır. Birçok ülkeye ihraç edilen kuzu göbeği mantarı, özellikle kansılık ve sıklıkla rastlanan depresyon, stres gibi sağlık sorunlarının yaşanma riskini azaltır. Yapılan araştırmalarda kuzu göbeği mantarının kandaki hücre sayısını artırdığı tespit edilmiştir. İçeriğinde B vitamini kompleksini yüksek oranda barındırır. Ayrıca C vitamini bakımından da zengin bir besindir. Bunun yanı sıra kalsiyom, çinko, potasyum ve sodyum gibi mineralleri de  barındırır. 

KUZU GÖBEĞİ MANTARININ FAYDALARI NELERDİR?

– Bağışıklık sistemini güçlendiren kuzu göbeği mantarı, antikor sayısını artırarak virüslere karşı vücudu korur. Uzmanlar bu yüzden özellikle mevsim geçişleri esnasında kuzu göbeği mantarı tüketilmesini önerir. 

– Yapılan araştırmalarda kuzu göbeği mantarının kandaki hücre sayısını artırdığı tespit edilmiştir. Böylece kansızlık hastalığının yaşanma riskini azaltır. Bunun yanı sıra saç dökülmesi ve erken yaşta cildin yıpranmasını önler. Uzmanlar ilaçlar yerine kuzu göbeği mantarı gibi besinler tüketilmesini önerir. 

– İçerdiği niosin ve selenyum gibi maddeler sayesinde vücuttaki hücrelerin yapısını korur. Tümör oluşumunu önleyen bu maddeler kanser tedavisi ya da kanserli hücre oluşumunu önlemede etkilidir. Uzmnalar özellikle prostat ve meme kanseri için kuzu göbeği kulağını tavsiye eder. 

– B12 vitamini sadece kansızlık, saç dökülmesi ve depresyon gibi sağlık sorunlarını değil aynı zamanda göz hastalıklarına da fayda sağlar. Katarak ve göz içindeki tansiyon gibi hastalıkların oluşumunu önler. 

– Kan şekerinin yükseklemesi ya da aniden düşmesi şeker hastalığına neden olabilir. Bunu dengelemek için şeker oranı az besinlerin tüketilmesi tavsiye edilir. Yapılan araştırmalarda da kuzu göbeği mantarının kan şekerini dengeleyen etkili besinler arasında yer aldığı ortaya çıkarılmıştır. 

– Yüksek oranda içerdiği enzimler sayesinde karaciğerin fonksiyonel işlevini olumlu etkileyen kuzu göbeği mantarı aynı zamanda kalp sağlığan da fayda sağlar. Karaciğer enzimlerini artırarak vücutta yağ oranının artmasını önler. Bud a damar tıkanıklığı gibi sorunların önüne geçer. 

KUZU GÖBEĞİ MANTARI NASIL TÜKETİLİR?

Mantar uzmanları genellikle kuzu göbeği mantarının pişirilip tüketilmesini önerir. Aksi halde zehirlenmeye yol açtığını söyleyen uzmanlar fırında ya da mangalda pişirilmesini de önermez. Su da haşlama yöntemi ile tüketilmesi önerilen kuzu göbeği mantarını yavaş yavaş kaynatmakta fayda var. Dilerseniz iyice haşlandıktan sonra sote olarak ya da yufka arasına konulup böreği yapılabilir. 

Saç dökülmeleri, enerji düşüklüğü ve sürekli uykusuzluk çekme gibi sağlık sorunları B12 vitamini eksikliğinden kaynaklı ortaya çıkar. Vücutta bulunmasına rağmen zamanla azalan B12 vitamini tamamlamak için doğada bazı besinlerin tüketilmesi gerekir. Sizler için daha farklı hastalıklara neden olan B12 vitamin eksikliği hakkında merak edilenleri araştırdık. Peki B12 vitamini eksikliğinin belirtileri neledir?

Vücudun üretmediği ancak en çok ihtiyaç duyduğu vitaminlerden biri olan B12 günümüzde de en çok şikayet edilen eksikliklerden biridir. Özellikle hamile kadınların alması gereken ek vitamin takviyelerinden biri olan B12 DNA yapısının oluşumu ve sinir sistemi için vazgeçilmez bir vitamindir. Hayvansal gıdalarda bulunan B12 vitamini et ve tavuk tüketmeyen kişilerde en çok yaşanan eksikliktir. Anemi (kansızlık), nörolojik ve ruhsal bozukluk gibi üç temel rahatsızlığa zemin hazırlayan B12 eksikliği zamanında tedavi edilmediğinde daha ciddi rahatsızlıklara neden olabilir. Bağırsaklarda bulunan bakterilerle sentezlenip su da çözülebilen B12 vitamini vücutta kırmızı kan hücrelerinin çoğalmasını destekler. B12 vitaminin diğer adı kobalamindir. Su da çözülebilen metabolik bir vitamin olan B12 çeşitli metabolizma faaliyetlerini gerçekleştirir. İlk kez 1972 yılında 11 yıllık bir çalışmanın sonucunda maddenin içerikleri incelendi. Hayvansal besinlerin dışında bitkisel besinlerde de yer alır. Yapılan araştırmalarda B12 vitamin eksikliğine yol açan en büyük etken bilinçsiz yapılan diyettir. 

B12 VİTAMİNİNİ EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Bağırsakların daha fonksiyonel çalışması için flora sayısının dengeli olması gerekir. Bunun içinde B12 vitaminine ihtiyaç duyar. Besinlerin daha hızlı çözülmesini destekler. Böylece kabızlık, ishal ya da bağırsak düğümlenmesi gibi hastalıkların yaşanmasına zemin hazırlar. 

 Vücudun hemen hemen her yerini kaplayan sinir sistemindeki hücrelerin daha sağlıklı iletişimi için B12 vitaminine ihtiyaç duyar. Sinir hücreleri düzenli, iletim sağlamadığında kişinin motor ve beyinsel işlevlerinde aksaklıklar meydana gelir. Bu da stres, yorgunluk ve depresyon gibi ruhsal bunalımların artmasına sebep olur. 

Bağışıklık sisteminin virüs ve bakterilere karşı direncini artırmak için gerekli olan B12 vitaminin eksikliği sürekli üst solunum yolları hastalıklarına neden olur. 

Temel belirtiler ise saç dökülmesi, tırnak kırılması ve cilt solgunluğudur. Yukarıda bahsettiğimiz gibi sinir hücrelerin yenilenmesini destekleyen B12 eksildiğinde hücrelerin zayıflamasına zemin hazırlar. Hızlı kırışıklık ve yaşlanmaya yol açar. 

Vücudun enerjisi içinde gerekli olan B12 eksildiğinde kişi gün içinde hiçbir şey yapmazsa bile sürekli hasta ve yorgun hisseder. 

 Bazı kişilerde B12 eksikliği ateşlenmeye neden olur. Hızla çalışan ter bezleri özellikle geçe terleme gibi hastalıklara yol açar. 

 Unutkanlık, konsantre eksikliği ellerde ve ayaklarda sürekli karıncalanma ve yanma hissinin artması gibi durumlara da neden olur. 

B12 VİTAMİNİN FAYDALARI NELERDİR?

Sindirim sisteminin daha sağlıklı çalışmasını sağlar. 

Rahim ve yumurtalıkları güçlendirerek hamile kalma olasılığını yükseltir.

Yaşlanma ve kırışıklığı engellemek için hızla hücreleri yeniler.

Bağışıklığı güçlendirir.

 Vücuttaki sinir hücrelerini artırarak unutkanlık ve yorgunluk gibi hastalıkların yaşanmasını önler. 

B12 VİTAMİNİ HANGİ BESİNLERDE BULUNUR?

DENİZ ÜRÜNLERİ

Vücudun günlük B12 vitamini ihtiyacını karşılamada en etkili besinler deniz ürünleridir. Özellikle somon balığı bu türlerden en etkilisidir. Uzmanlar en az haftada iki defa balık ürünleri tüketerek vücudun temel ihtiyacı olan vitamin eksikliğinin giderilmiş olacağını vurgular.

ET

Hayvanlarda daha fazla bulunan B12 vitamini bakımından özellikle ciğerlerde bulunur. Uzmanlar ortalama bir inanın günlük 100 gram et dışında ciğer tükettiklerinde bu eksikliği fazlası ile giderileceğini belirtiyor.

SÜT VE SÜT ÜRÜNLER

İçerisinde B12 vitamini fazla olan peynir tam bir kalsiyum ve potasyum deposudur. Aynı şekilde yoğurtta bu eksikliği gideren besinler arasındadır. Sütün içerdiği laktoz alerji yapısı nedeniyle sık tüketilmesi önerilmediğinden işlenmiş hali ile bu açığı kapatabilir.

MANTAR

Ayrıca hayvansal besinlerde yüksel bulunan B12 vitamini bitki olarak ise sadece mantarda fazla bulunur. Günlük bir tabak mantar ile bu eksiklik giderilebilir. 

B12 VİTAMİNİ YÜKSELİĞİ NELERDE NEDEN OLUR?

Vücuttaki B12 vitaminin fazlalığına besinler ya da ek ilaçlar neden olmaz. Ancak bazı karaciğer hastalıkları örneğin siroz ya da hepatit kanda B12 vitamini fazlalığına yol açar. Özellikle hamilelik sürecinde yaşanan B12 vitamini fazlalığı çocuklarda otizm yaşanmasına neden olabilir. Bunun yanı sıra yüksek tansiyon, gut ve damar daralması gibi hastalıklara davetiye çıkartır.