Şunun için etiket arşivi: Sağlık

Mevsim geçişleri ve kış denince akla ilk gelen ıhlamur çayı, hakkında merak edilenleri sizler için araştırdık. İçeriğinde lif ve bolca vitamin içerdiğinden hem boğazları hem de sindirimi temizlemede oldukça etkilidir. Uzmanların da sıklıkla tüketilmesini tavsiye ettiği ıhlamura dair her şeyi haberin detayında bulabilirsiniz. Peki ıhlamurun faydaları nelerdir? Hangi hastalıklara iyi gelir? Ihlamur çayı nasıl yapılır?

Ebegümeci ailesine ait olan ıhlamur, ağaç be çalı şeklinde bulunur. Kış aylarında yaprak döken bu ağaçlarda açan ıhlamur yaprağı ve çiçeği dilimli görünüşü ile dikkat çeker. Ağaçtaki çiçeklerin sayısı 35’i bulduğu söyleniyor. Verimli ve kireçli topraklarda yetişen ağaçlar tabansuyu yüksek olan yerleri sever. Sürüngelerin yaşamayı sevdiği ağaç Orta Avrupa’da özellikle köylerinde yüzyıllar boyu kullanıldı. Özellikle genç kızlar ıhlamurla hem cilt bakımlarını yaparlar hem de taç yapar. Bazı topraklarda ıhlamur ağaçlarına aşırı önem verdiklerinden kimsenin zarar vermesini istemezler. Güzel kokusu sayesinde kozmetik sanayisinde de ham maddedir. Ağacının odunları kaliteli olduğundan özellikle müzik aletlerinin yapımında tercih edilir. Alternatif tıpta sıklıkla tüketilen bitkisel ilaçların başında gelen ıhlamur, içerdiği yatıştırıcılar sayesinde sinir hücrelerinin deforme olmasını engeller. Hem üst solunum yolları hastalıkları sırasında yaşanan boğaz tahribatını engeller hem de ruhsal hastalıkların yaşanma riskini azaltır. 

IHLAMURUN FAYDALARI NELERDİR? HANGİ HASTALIKLARA İYİ GELİR?

Kronik uykusuzluk yaşayanlar genellikle ertesi gün yorgun ve stresli olurlar. Belli bir süre devam eden bu rahatsızlık için en ideal doğal ilaçlardan biri ıhlamurdur. Melatonin etkisi olan ıhlamuru uyumadan bir saat önce tüketildiğinde bir haftada uyku problemini ortadan kaldırır.

Mevsim geçişlerinde ayyuka çıkan virüs ve bakterilerin artmasını önlemek için ıhlamur birebir fayda sağlar. Bağışıklık sistemini yenileyen ve hücrelerin koruyan ıhlamur, vücudun direncini artırır.

Tanen ve oksidatif içerdiğinden güçlü bir antioksidan özelliğine sahiptir. Bu sayede bağışıklığı temizleyip hastalıklara karşı direnci yükseltir. 

Sindirimdeki atık besinlerin toksilenmesini önleyerek vücuttan atar. Mide asidini düzenler. Özellikle hazımsızlık ve kusma gibi sorunlara iyi gelir.

Bağırsakları temizlediğinden ciddi rahatsızlık olan iltihaplanmasını engeller. Bunun yanı sıra kabızlık gibi tuvalet sorunlarının yaşanmasının önüne geçer. 

Vücuttaki ödemler bazen el ve ayaklarda şişkinlik yapar. Bu da kişinin uzun süre aynı pozisyonda kalmasından kaynaklanır. Ağrılara neden olan bu şişkinlikler için bir kova sıcak suya 500 gram ıhlamur ve kuru nane atıp ayaklarınızı koyarak bir saat bu şekilde kalmanız sonucunda hem ağrının hem de şişkinliğin dindiğini görmüş olursunuz.

Karaciğer ve safra kesesini toksinlerden arındırmada etkili bir doğal bitkidir. Vücudun en önemli organlarından biri olan karaciğer uzun süre toksinlere maruz kaldığında ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle kolesterolün yükselmesi ve cilt hastalıklarına zemin hazırlar. Bu yüzden uzmanlar düzenli ıhlamur tüketilmesini tavsiye eder. 

Sıcak tüketildiğinde vücut ısısını artırarak terlemeyle bile toksin atar. Ayrıca güçlü bir idrar söktürücüdür. Bu yüzden mesane de taş ve kum oluşumun önüne geçer. 

Hazırlanan ıhlamur suyu göz hastalılarına da iyi gelir. Enfeksiyon önleyici olan ıhlamur suyuyla göz çevresi temizlendiğinde hem burada bakteri birikmesini önler. Hem de göz çevresindeki kırışıklığı azaltır.

Tonik gibi kullanılabilen ıhlamur cilt lekelerini yok eder. Günde iki defa düzenli cilde uygulandığında bir aya gözle görülür bir sonuca şahit olursunuz. 

IHLAMUR ÇAYI NASIL YAPILIR?

Grip ve nezle gibi hastalıkları önlemek için iki tane kurumuş elma bir tane çubuk tarçın, bir çay kaşığı zencefil, bir yemek kaşığı limon ve 20 gram kuru ıhlamuru 5 dakika ocakta kaynatın sonra alıp süzerek için. 

IHLAMURUN ZARARLARI NELERDİR?

Hamile ve yeni doğum yapmış kadınlar tüketmeden bir uzmana başvurmalı.

Günde 3 bardak geçilmemeli aksi halde ishale ve aşırı sıvı kaybına neden olur.

Kanı sıvılaştırarak basıncını yükseltebilir. Bu yüzden sınırlı tüketilmeli.

Bir kere kaynatılıp tüketilmeli ikinci kaynama yapılmamalı.

Çin mutfağının vazgeçilmez lezzeti olan siyah pirinç, günümüzde tüm dünyada yaygın bir şekilde tüketilmeye başladı. Nedeni ise içerdiği magnezyum ve lif oranıdır. Hem vücudun enerjisini yükseltiyor hem de uzun süreli tokluk sağlıyor. Bu özelliği sayesinde popüler olan siyah pirince bazen mor ya da yasak pirinçte diyorlar. Peki Siyah pirincin faydaları nelerdir? Siyah pirinç nasıl tüketilir? Sizler için siyah pirinç hakkında bilinmesi gerekenleri haberin detayına ekledik.

Antioksidan bakımından beyaz pirince oranla 30 kat daha fazla etkili olan siyah pirinç, kökeni Endonezya’ya dayanıyor. Fenolik maddesi bakımından doğada en zengin besinler arasında yer alan siyah pirinci, uzmanlar düzenli tüketilmesi konusunda önerilerde bulunuyor. Beyaz pirince oranla daha fazla vitamin ve minerale sahip olan bu besin dünyanın en pahalı pirinç çeşitlerinden biridir. Besinlerde nadiren bulunan ve vücut sağlığı için inanılmaz faydası olan antosiyanın maddesi bakımından zengindir. Tamamen siyah olmadığından bazı yörelerde mor pirinç olarak geçer. Çin mutfağında geleneksel yemekler arasında olan püresi, keki, ekmeği ve eriştesi yapılır. Tayland da ise siyah pirinçle oldukça lezzetli tatlılar yapılır. Burada ise pirince yasak pirinç denir. En çok üreten ve tüketen ülke Çin’dir. Lif oranı yüksek olduğundan hem uzun süre tokluk sağlar hem de vücudun enerji oranını yükseltir. Esmer, yasemin, kırık, kahve ve beyaz pirincin çeşididir. 

SİYAH PİRİNCİN FAYDALARI NELERDİR? 

Lif bakımından zengin olan bu besin sindirimi kolaylaştırarak kilo almanızı engeller. Aynı zamanda metabolizmayı dengeleyerek mide rahatsızlıklarına yakalanma oranını azaltır.

Magnezyum bakımından da beyaz pirince oranla zengin olan siyah pirinç; kemik, diş ve kas gelişiminde olumlu etki sağlar. Bir kese siyah pirinç vücudun günlük ihtiyacı olan enerjiyi düzeyini 2 kat daha fazla artırıyor. 

Antioksidan bakımından zengin olduğunu belirtilen bu besin vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserli hücrelere karşı vücutta kalkan oluşturur. Ayrıca yapılan araştırmalarda içerdiği güçlü antioksidan vücutta bulunan yaşlılık hücrelerini yok ederek genç hücrelerin sayısını artırdığı ortaya çıkmıştır. Bu sayede yaşlanma karşıtı olduğu ispatlanmıştır.

Şeker oranı az olan siyah pirinci uzmanlar özellikle diyabet hastalarının tüketmesi gerektiğini vurguluyor.

Rengini antioksidan, sianidin, 3-0 betda glukositten alan siyah pirincin genetiği ile oynanmamış doğada kendiliğinden olan bir pirinçtir. 

Hücrelerin DNA’larını koruyarak kanser hastalıkların önüne geçer.

Şeker oranı oldukça düşük olduğundan şeker hastaları için ideal bir besindir.

Kandaki kolesterol seviyesini dengeler. Damar tıkanıklığı ve kalp krizi risklerini azaltır. 

SİYAH PİRİNÇ NASIL TÜKETİLİR?

En yaygın tüketilme şekli tıpkı beyaz pirinç gibi haşlanmasıdır. Bir tabak siyah pirinç yemeği için;

Bir çay bardağı siyah pirinç

1/5 su bardağı sıcak su / tavuk suyu

Bir tatlı kaşığı tereyağı

Çay kaşığı ucu kadar tuz

Pirinçleri iyice yıkayın yarım saat boyunca su da bekletin. Bir küçük tencereye yağı ekleyip pirinçleri sudan süzüp içine koyun ve kavurun. Pirinçler tam kavrulduktan sonra üzerine tavuk suyunu ve tuzu ekleyip karıştırın kapağını kapatıp kısık ateşte suyu kurutmasını bekleyin. 

İyi huylu olmasına rağmen hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kemik kanseri her yaşta çeşitli sebeplerden dolayı görülebilir. Özellikle kemik yoğunluğu az olan kişileri uyaran uzmanlar bu kişilerde kanser oluşumu daha hızlıdır. Peki kemik kanseri nedir? Kemik kanserinin belirtileri nelerdir? Kemik kanserinin tedavisi var mıdır? Haberin detayında kemik kanserine dair merak ettiğiniz her şeyi bulabilirsiniz.

Kemik kanserleri çocukluk ve gençlik yıllarında yaşanan röntgen çekimleri ile teşhis edilebilir. Bu kanser türü diğer kanser türlerine bağlı ortaya çıkar. Kemik kanseri türüne “Osteosarkom” adı verilmektedir. Çoğunlukla bacaklarda ve kollardaki kemiklerde ortaya çıkan kemik kanseri, bacakta uyluk kemiğinin bir bölümünde, dize yakın alt bacak kemiğinde ya da kolun omuza yakın olan bölümünde sıklıkla görülür. Kemik yoğunluğu gelişim için oldukça önemlidir. Kalsiyum eksikliği ve ürik asit fazlalığından ortaya çıkan kemik yoğunluğundaki düşüklük kansere davetiye çıkarır. Erken yaşta kemik kanserinin yaşanma nedeni yanlış egzersiz ve düzensiz beslenmeden kaynaklıdır. Yaş ilerledikçe de sistematik hastalıkların yaşanma olasılığı da artığından tümör oluşumuna zemin hazırlanır. 

KEMİK KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ

Kemik kanseri kadınlara oranla erkeklerde daha sık görülür.

Daha çok uzun boylu gençlerde ve yetişkinlerde kemiklerin hızlı gelişmesi de başka bir risk faktörüdür.

İleri yaşlarda artan rahatsızlıklar ve  uzun süreli kemik hastalıkları nedeniyle görülebilir.

Genç hastalarda farklı bir kanser türünü tedavi etmek için kemik bölgesine uygulanan radyasyon, kişide daha sonra kemik kanseri oluşumuna neden olabilir.

Kanser özelliği taşımayan bazı kemik hastalıkları kemik kanserine yol açma riski taşır. 

Genetik bazı özellikler de kemik kanseri risk aktörleri arasında sayılır. Bazı kalıtımsal kanser belirtileri olan gençlerde ve yetişkinlerde osteosarkom riski artmaktadır.

KEMİK KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kemik ağrıları ilaçlarla geçmiyorsa,

Hissedilen ağrının şiddeti giderek artıyorsa,

Kemiklerde şişlik ve kızarıklık da fark ediliyorsa,

Ağrının olduğu bölgede kitle ve sertlik varsa,

İştahsızlık, halsizlik, yorgunluk, ateş, aksama ve döküntü gibi belirtilerle devam etmesi kemik kanserinin belirtileri arasındadır.

KEMİK KANSERİ TEDAVİSİ VAR MIDIR?

Gelişen teknoloji ile uzuv kaybı yaşamadan kanser tedavi etmeye çalışılır. Kemik ve dokulara yerleşmiş olan tümör kalıcı oldukça tedavi zorlaşır. Bu yüzden ağrılara erken müdahale edilmesinde fayda var. İyi huylu tümör olmasına rağmen bu kanserin takibi oldukça önemlidir. Cerrahi operasyon gerektirmeden uzmanlar kemoterapi ve ilaçlarla ya da ufak operasyonlarla kontrolü ele alır. 

Kuruyemiş olarak tüketilen beyaz leblebinin insan sağlığına faydaları olduğunu biliyor musunuz? İçerdiği vitamin ve mineraller sayesinde sağlığa birçok faydası olan beyaz leblebi hakkında bilinmeyenleri sizler için derledik. Peki beyaz leblebinin faydaları nelerdir? İşte et tüketemeyenlerin tüketmesi gereken mucize besin beyaz leblebiye ait merak edilen her şeyi haberin detayında görebilirsiniz.

Leblebinin beyaz ve sarı olmak üzere iki çeşidi vardır. Ülkemizde İç Anadolu bölgesinde yetiştirilen nohudun kavrularak gevrek hale gelmesi sonucu leblebi elde edilir. Şeyh Murat Gazi tarafından ıslatılıp kavrulması yapılan leblebi Çorum’da sarı Ege bölgesinde ise kuru tuzlu ve beyaz olur. Kendine has bir tadı olan beyaz leblebi özel fırınlarda kavrulur. Beyaz leblebiyi elde etmek için Türk Gıda Kodeksi’ninde izin verdiği Titanyum dioksit adlı bir madde ile beraber işlem görür. Bu madde yüksek kullanılmadıkça zarar vermez. Leblebi besin değeri yüksek olan bir kuruyemiş olduğundan vücudun ihtiyacı olan bazı vitamin ve minerallerin eksikliğini giderir. Özellikle sporcuların egzersiz öncesi tükettiği bu besin sodyum, potasyum, kalsiyum, demir, protein, lif, A vitamini ve C vitamini içermektedir. 

BEYAZ LEBLEBİNİN FAYDALARI NELEDİR?

Beyaz leblebi midedeki asit oranını dengeleyerek mide yanması ve ekşimesine iyi gelir. Özellikle reflü, gastrit ve ülser gibi mide hastalıklarının yaşanma riskini azaltır. 

Diyet listelerinde ilk sıralarda yer alan beyaz leblebi içerdiği lif maddesi sayesinde uzun süre tokluk verirken, kısa sürede de kilo vermeye yardımcı olur. İçerdiği az yağ nedeniyle bölgesel kilo almayı da önler.

Lif madde sayesinde hem kilo vermede yardımcı olur hem de kolesterol seviyesini dengede tutarak kalp krizi ve felç gibi hastalıkların yaşanma riskini azaltır. Özellikle damar daralmasını önler. 

İçerdiği antioksidan sayesinde vücudu kısa sürede temizleyerek yenilenmesini destekler. Ayrıca içerdiği yağlar cilt hücrelerinin kısa sürede yenilenmesini sağlayarak kırışıklık gibi cilt sorunlarının yaşanmamasını sağlar. 

Vücudun günlük protein miktarını karşılamak için günde bir tabak kırmızı et tüketilmesi gerekir. Ancak et tüketmeyenler günde bir kase beyaz leblebi tüketerek kırmızı etin karşılayacağı proteini karşılar. 

Kalsiyum kemik ve diş gelişimi için gerekli bir maddedir. Beyaz leblebi içerdiği bu madde sayesinde kemik sisteminin gelişimini katkı sağlar. Özellikle gelişim çağındaki çocukların ve hamilelerin tüketmesi gerekir. Aynı zamanda anne sütünü artırıcı özelliğe sahiptir. 

– 5 adet limon suyunu 2,5 litre su ile karıştırıp 1 çay bardağı beyaz leblebi 3 gün boyunca düzenli tüketildiğinde kısa süre de kilo vermeye yardımcı olur. 

A vitamini sayesinde göz sağlığını da korur.

Sodyum maddesi kandaki basıncı dengeler. Leblebi de sodyum bakımından etkili bir besindir. Bu sayede yüksek tansiyon gibi ciddi durumlar önlenmiş olur. 

Modern çağ hastalıklarının başında gelen bel fıtığı, oldukça yaygınlaşmaya başladı. Toplumda her dört kişiden 2’sinde görülen bel fıtığı önemsenmediğinde ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirir. Ayrıca kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Peki Bel fıtığı nedir ve neden olur? Bel fıtığının belirtileri nelerdir? Bel fıtığının tedavisi var mıdır? Sizler için bel fıtığı hakkında merak edilen her şeyi haberin detayına ekledik.

Günümüzde özellikle masa başı çalışanlarında ve ev hanımların sıklıkla yaşadığı bel fıtığı erken evrede teşhis edilip tedavi edilmesi gerekir. Kemik yaşı yaşlandıkça tamiri zor olduğundan bu hastalıkta erken teşhis çok önemlidir. Omurgadaki iki diskin ani bir darbe ya da dengesiz bir hareket sonucu ile kayması sonucu içindeki sıvının dışarı doğru akması bel fıtığına neden olur. Bu durumun sonucunda kişide ilk başlarda kol ve bacaklarında uyuşma ve his kaybı yaşar. Erken teşhisten sonra bu hastalıkta tedaviler en fazla 6 hafta sürer.

BEL FITIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

İlk belirtisi kalça ve bel arasındaki kısmın şiddetli ağrıması

Zamanla bacak ve kol hareketlerinde his kaybı

Sırt hareketleri sırasında ağrı ve krampların yaşanması

Bacak hareketi sırasında sinir ağrısı çekme

Vücutta artan his kaybı 

Yürürken zorlanma sırasında düşük ayak sendromunun yaşanması 

Oturmada zorlanma

Sürekli uzanma isteğinin olması

Mesane ve bağırsak kontrolünde kayıplar ise nadiren de olsa yaşanır. Bu durum yaşandığında bel fıtığı çok ciddi bir boyuttadır demektir. 

BEL FITIĞINI ÖNLEME YOLLARI;

BEL FITIĞI TEŞHİSİ NASIL YAPILIR?

Bel fıtığının olup olmaması sadece belirtilere bağlı gelişmez bunun için uzman fiziki muayene ve MRI çekimi ister. Belirti testlerle ağrının kaynağı bulunur. Aynı zamanda nörolojik muayene sırasında da kişinin bel fıtığı etkisi ile ne kadar his kaybı yaşayıp yaşamadığına bakılır. Özellikle diz ve ayaktaki refleks durumu gözetilir. Kas testi için elektrik muayenesi ile his ölçülür. Düz bacak kaldırma yöntemi ile de bel fıtığı teşhis edilir. Sırt üstü uzanıp ağrı çektiğiniz bacağınızı düz yukarı kaldırınız eğer diz kapağında şiddetli ağrı meydana gelirde bel fıtığı olma ihtimaliniz var. 

BEL FITIĞI NASIL ÖNLENİR?

Cerrahi operasyonu kişinin tamamen vücut hareketleri sırasında zorlanma yaşadığında yapılır. Ancak bunun öncesinde ilaç ve fizik tedavi yapılır. Uzmanlar bu hastaların genellikle dinlenmeleri gerektiğini öneriyor. Bu da ek ağrıları dindirecek ilaç tedavisi uyguluyor. Bel fıtığına neden olan sinir durumuna kontrol edilir. Bu durum tedavi sonrasında nüksedip edilmeyeceği sinir tedavisi sırasında ortaya çıkar. Ayrıca bel fıtığı hakkında halk arasında doğru bilinen bir yanlış vardır. O da bel fıtığı olanların uzun süre egzersiz yapmaması gerektiğidir. Ancak uzmanlar bel fıtığı hastalarının fizik tedavide düzenli egzersizler yapmaları gerektiğini öneriyor. 

BOYUN FITIĞI NEDİR? BOYUN FITIĞI NEDEN OLUR VE TEDAVİSİ VAR MIDIR?

MİDE FITIĞI NEDİR? MİDE FITIĞI NEDEN OLUR VE MİDE FITIĞININ BELİRTİLERİ NEDİR?

Ünlü oyuncu Aslıhan Gürbüz, Ufak Tefek Cinayetler dizisinde rol aldığı sırada yaşadığı omuz ağrısı nedeniyle doktora baş vurdu. 5 gündür omuzunun anormal şeklinde ağrıdığını söyleyen Gürbüz, yakalandığı hastalığı öğrenince şoke oldu. Hareket kısıtlığına neden olan donuk omuz sendromuna yakalanan Gürbüz, günlerce sete gidememişti. Peki donuk omuz sendromu nedir? Donuk omuz sendromunun belirtileri nelerdir? Haberin detayında donuk omuz sendromuna dair her şeyi bulabilirsiniz.

İskelet yapısında omurga kemiği ve omuzlar vücudun dik durmasını sağlar. Tüm hareketleri etkileyen omuzlar çeşitli sebeplerden ötürü hasara uğradığında ciddi hastalıklara neden olur. Omuz eklemi vücudumuzun temel hareket taşıdır. Günlük yaptığımız birçok hareket nedeniyle fazla tahribata uğrar. Özellikle kadınlarda daha sık rastlanan donuk omuz sendromu da bu tahribat sonrası yaşanır. Geçtiğimiz sene ünlü oyuncu Aslıhan Gürbüz’de omuz ağrısı şikayeti ile doktora başvurduğunu ve donuk omuz sendromu adında bir rahatsızlığa yakalandığını öğrendi. Aslına çoğumuzun yaşadığı ancak farkında olmadığımız donuk omuz sendromu ilerlediğinde yaşam kalitesini oldukça olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Ağrılar şiddetini artırınca hareket kısıtlığı yaşanır. Donuk omuz sendromunun altında yatan nedenler ise, omuzdaki eklem ve kasların hasar alması ve bunun yıllar sonra ortaya çıkmasıdır. Bunun dışında ise kötü kolesterol yüksekliği, damar tıkanıklığı, tiroid problemleri, boyun rahatsızlıkları ve aşırı stresin kaz dokularındaki sinirleri olumsuz etkilemesi gibi durumlarda donuk omuz sendromuna zemin hazırlar. 

DONUK OMUZ SENDROMUNUN NEDENLERİ

En yaygın nedeni omuzun yıllar önce travma yaşamasıdır. Yani düşme, kırılma ve çarpma gibi olaylardan sonra omuz kemiğinin ciddi hasar alması ve bu hasarın yeterli tedavi ile iyileştirilememesi sendroma neden olur.

Kalsiyum eksikliğinden dolayı vücuttaki kemiklerde artan kireçlenmenin omuzda da yaşanması.

Kronik hastalıklardan özellikle şeker hastalığının kaslarda hasara neden olması donuk omuz sendromunun ortaya çıkmasına neden olur. Ayrıca hormon bozukluğu ve vücudun yağ endeksinin yüksek olması da hastalığa davetiye çıkartır.

Daha önceki yıllarda boyunda ya da omuzda yaşanan bir ameliyat sonrası da donuk omuz sendromu görülebilir. Bunun nedeni ise kişinin amel,yat sonrası yeteri fiziksel tedaviyi uygulamamasından kaynaklanıyor. 

DONUK OMUZ SENDROMUNUN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Uyku esnasında omuz ve boyun ağrılarıyla uyanma

Günlük aktiviteleri olumsuz etkileyecek omuz ağrısı

Omuz hareketindeki kısıtlama sonucu motor becerilerinde düşüklük

Oturma, uzanma ve yürüme esnasında bile omuzda nedensiz beliren ve geçmeyen ağrı gibi belirtilerle kendini gösterir. 

DONUK OMUZ SENDROMUNUN TEDAVİSİ VAR MIDIR?

Yaşanılan belirtiler sonrası kişinin bir uzmana görülmesinde fayda var. Aksi halde yaş ilerledikçe donuk omuz sendromunun tedavisi de zorlaşır. Bu durumun yaşanmaması için hastaların mutlaka bir uzmana danışması gerekir. İlk olarak hastaya uygulanan tedavi kasların açılması ve omuzun daha rahat hareket edilmesi için konservatif yöntemdir. Bu yöntemde ağrı kesici ve ödem azaltıcı ilaçlar aynı zamanda omuz eklem enjeksiyonları ve fizik tedavi uygulanır. Hastanın dengesiz hareketlerle rahatsızlığın ilerlemesi durdurulur. Kortizon iğnelerle şişme ve ağrı azaltılır. Donuk omuzda en önemli tedavi yöntemi fiziktir. Fizik tedavide omuzun sabit kalmasının önüne geçilir. Ancak bu işlem uzman kontrolünde yapılır. Kişinin hareketine göre kas ve sinirlerin durumu gözetlenir. Zamanında tedavi edilmediğinde omuz kullanılmaz hele gelebilir. 

Hemen hemen herkesin severek tükettiği yoğurdun insan sağlığına inanılmaz faydaları vardır. Canlı laktik asit bakterileri içeren yoğurt özellikle sindirim sağlığına olumlu katkıları vardır. Peki yoğurdun faydaları nelerdir? Yapılan bazı araştırmalarda da yoğurt suyunun insan sağlığına faydaları olduğu ortaya çıktı. Aç karna yoğurt suyu içerseniz ne olur? Yoğurt hakkında merak edilen her şeyi haberin detayında bulabilirsiniz.

Sütün fermantasyonu sonucu ortaya çıkan besin değeri yüksek yoğurt canlı bakteriler barındırır. Kesin olarak kimler tarafından ne zaman üretildiği bilinmese de yoğurdun yüzyıllardır yapılıyor. 6000 yıldır üretildiği tahmin edilen yoğurt Osmanlı topraklarından Avrupa’ya yayılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında yoğurt bazı Avrupa krallarına şifa niyeti ile gönderilmiş. Böylece tüm dünyaya yayılan yoğurt Anadolu topraklarında ortaya çıkmıştır. Türk yapıtlarından biri olan Divanı Lügatit Türk’te de geçen yoğurdun alternatif tıpta özellikle sindirim hastalıklarında tüketilirdi. Yıllar geçtikçe yoğurt saf bir şekilde tüketildiği gibi içerisine bazı faydalı besinler eklenerek de tüketilmeye başlanmıştır. Örneğin zayıflamak için içerisine sumak ve limon eklenmiş ya da kan yapıcı olsun diye keçiboynuzu pekmezi karıştırılır. Kalsiyum, protein, magnezyum, potasyum, A, E ve B vitamini grupları bakımından oldukça zengindir. Yapılan bazı araştırmalarda yoğurdun kanser hastalıklarının riskini azaltığı tespit edilmiştir. Özellikle meme kanserinin önüne geçen yoğurt, vücudu adeta koruyan bir kalkan oluşturur. Yoğurdun tüketimi yaş, cinsiyete göre değişir. 3 yaş grubundaki çocukların günde 4 porsiyon tüketmesi gerekirken, 6,9 ve 18 yaşındaki kişilerin 3 porsiyon tüketmesi yeterli olur. Gelişme çağı, menopoz, hamilelik ve adet dönemlerinde de bol bol tüketilerek değişen hormonların etkileri azaltılmaya çalışılmalıdır. 

AÇ KARNA YOĞURT SUYU İÇERSENİZ NE OLUR?

Uzmanlar yoğurdun oluşan alt suyunun kesinlikle dökülmemesi gerektiğini vurguluyor. Aç karna tüketildiğinde mide asidini dengeler. Yemek borusundan başlayıp tüm sindirim sistemindeki organlarda besin atığı bırakmadan dışkılama ya da idrar yolu ile atar. Bağırsakların işlevselliğini artırır. Böbrek üstü bezleri çalıştırır. Tokluk hissi vererek kişinin çok yemek yemesinin önüne geçer. Yani kilo vermede yardımcı olur. 

YOĞURDUN FAYDALARI NELERDİR?

Yoğurt, B vitamini kompleksi içerdiğinden kemik gelişimine büyük katkı sağlar. Kemik yapısını güçlendirdiğinden özellikle ileri yaşlarda yaşanma olasılığı olan kemik erimesinin önüne geçer. Bunun yanı sıra kemiklerin hasara uğraması sonucu iyileşme sürecini hızlandırır. 

Folik asit vücut sağlığında olmazsa olmazdır. Vücuttaki organların gelişmesi ve işlevselliğini artması için vücudun ihtiyaç duyduğu folik asidi yoğurt bir kase ile yüzde 75’ini rahatlıkla karşılar.

Peynir ve süt tüketmeyen kişilerin tüketilmesi tavsiye edilir. Bu besinlerden alınacak olan faydaların aynısı sütten de kolayca alınabilir.

Yoğurt kötü kolesterol seviyesini düşürerek kalp ve damar sağlığını güçlendirir. Bazı besinlerin damarlarda yol açtığı hasarı düzeltir. Yağ birikimini önler. Doymuş yağ içermesine rağmen damar tıkanıklığına neden olmaz. Kötü kolesterolü düşürerek iyisini yükseltir.

Sadece inek değil, manda, keçi ve koyundan da elde edilen sütten de yoğurt yapılabilir. Tüm bu yoğurtlar vücudun kendi kendine üretemediği vitamin ve mineralleri kolayca almasını sağlar. 

Mide bulantısı, üşütmesi ve kusma gibi rahatsızlıkları önlemede en doğal ilaçtır. Yoğurt sadece yenildiğinde değil aynı zamanda cilde sürüldüğünde de burada hasara uğramış alanları kolayca iyileştirir. Sivilce ve akne oluşumunun önüne geçer. Cildin genç kalmasını sağlar.

Bağışıklık sisteminin en ihtiyaç duyduğu besin yoğurttur. Yoğurt bağışıklığı güçlendirerek zararlı bakterileri vücuttan atar. Vücudun mantar oluşturmasını önler. 

Hemen hemen herkesin severek tükettiği yoğurdun insan sağlığına inanılmaz faydaları vardır. Canlı laktik asit bakterileri içeren yoğurt özellikle sindirim sağlığına olumlu katkıları vardır. Peki yoğurdun faydaları nelerdir? Yapılan bazı araştırmalarda da yoğurt suyunun insan sağlığına faydaları olduğu ortaya çıktı. Aç karna yoğur suyu içerseniz ne olur? Yoğurt hakkında merak edilen her şeyi haberin detayında bulabilirsiniz.

Sütün fermantasyonu sonucu ortaya çıkan besin değeri yüksek yoğurt canlı bakteriler barındırır. Kesin olarak kimler tarafından ne zaman üretildiği bilinmese de yoğurdun yüzyıllardır yapılıyor. 6000 yıldır üretildiği tahmin edilen yoğurt Osmanlı topraklarından Avrupa’ya yayılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında yoğurt bazı Avrupa krallarına şifa niyeti ile gönderilmiş. Böylece tüm dünyaya yayılan yoğurt Anadolu topraklarında ortaya çıkmıştır. Türk yapıtlarından biri olan Divanı Lügatit Türk’te de geçen yoğurdun alternatif tıpta özellikle sindirim hastalıklarında tüketilirdi. Yıllar geçtikçe yoğurt saf bir şekilde tüketildiği gibi içerisine bazı faydalı besinler eklenerek de tüketilmeye başlanmıştır. Örneğin zayıflamak için içerisine sumak ve limon eklenmiş ya da kan yapıcı olsun diye keçiboynuzu pekmezi karıştırılır. Kalsiyum, protein, magnezyum, potasyum, A, E ve B vitamini grupları bakımından oldukça zengindir. Yapılan bazı araştırmalarda yoğurdun kanser hastalıklarının riskini azaltığı tespit edilmiştir. Özellikle meme kanserinin önüne geçen yoğurt, vücudu adeta koruyan bir kalkan oluşturur. Yoğurdun tüketimi yaş, cinsiyete göre değişir. 3 yaş grubundaki çocukların günde 4 porsiyon tüketmesi gerekirken, 6,9 ve 18 yaşındaki kişilerin 3 porsiyon tüketmesi yeterli olur. Gelişme çağı, menopoz, hamilelik ve adet dönemlerinde de bol bol tüketilerek değişen hormonların etkileri azaltılmaya çalışılmalıdır. 

AÇ KARNA YOĞURT SUYU İÇERSENİZ NE OLUR?

Uzmanlar yoğurdun oluşan alt suyunun kesinlikle dökülmemesi gerektiğini vurguluyor. Aç karna tüketildiğinde mide asidini dengeler. Yemek borusundan başlayıp tüm sindirim sistemindeki organlarda besin atığı bırakmadan dışkılama ya da idrar yolu ile atar. Bağırsakların işlevselliğini artırır. Böbrek üstü bezleri çalıştırır. Tokluk hissi vererek kişinin çok yemek yemesinin önüne geçer. Yani kilo vermede yardımcı olur. 

YOĞURDUN FAYDALARI NELERDİR?

Yoğurt, B vitamini kompleksi içerdiğinden kemik gelişimine büyük katkı sağlar. Kemik yapısını güçlendirdiğinden özellikle ileri yaşlarda yaşanma olasılığı olan kemik erimesinin önüne geçer. Bunun yanı sıra kemiklerin hasara uğraması sonucu iyileşme sürecini hızlandırır. 

Folik asit vücut sağlığında olmazsa olmazdır. Vücuttaki organların gelişmesi ve işlevselliğini artması için vücudun ihtiyaç duyduğu folik asidi yoğurt bir kase ile yüzde 75’ini rahatlıkla karşılar.

Peynir ve süt tüketmeyen kişilerin tüketilmesi tavsiye edilir. Bu besinlerden alınacak olan faydaların aynısı sütten de kolayca alınabilir.

Yoğurt kötü kolesterol seviyesini düşürerek kalp ve damar sağlığını güçlendirir. Bazı besinlerin damarlarda yol açtığı hasarı düzeltir. Yağ birikimini önler. Doymuş yağ içermesine rağmen damar tıkanıklığına neden olmaz. Kötü kolesterolü düşürerek iyisini yükseltir.

Sadece inek değil, manda, keçi ve koyundan da elde edilen sütten de yoğurt yapılabilir. Tüm bu yoğurtlar vücudun kendi kendine üretemediği vitamin ve mineralleri kolayca almasını sağlar. 

Mide bulantısı, üşütmesi ve kusma gibi rahatsızlıkları önlemede en doğal ilaçtır. Yoğurt sadece yenildiğinde değil aynı zamanda cilde sürüldüğünde de burada hasara uğramış alanları kolayca iyileştirir. Sivilce ve akne oluşumunun önüne geçer. Cildin genç kalmasını sağlar.

Bağışıklık sisteminin en ihtiyaç duyduğu besin yoğurttur. Yoğurt bağışıklığı güçlendirerek zararlı bakterileri vücuttan atar. Vücudun mantar oluşturmasını önler. 

Karadeniz mutfaklarında hamsiden sonra vazgeçilmez besin olan karalahananın insan sağlığına inanılmaz faydaları olduğunu biliyor musunuz? Sert yapraklı olan karalahana hem çorba hem de sarması yapılarak tüketiliyor. Peki karalahananın faydaları nelerdir? Karalahana hangi hastalıklara iyi gelir? Besleyici özelliği yüksek olan karalahana hakkında merak edilenleri sizler için derledik. Haberin detayında karalahana hakkında her şeyi bulabilirsiniz.

Turpgiller ailesine ait olan karalahana kalın damarlı yüzeyi geniştir. Kış sebzesi olan karalahana yaprakları lahanaya oranla daha koyudur. Ülkemizde Doğu Karadeniz bölgesinde sıklıkla yetiştirilir. Dünya da ise Uzak doğu ülkelerinden Asyalılar daha fazla yetiştirir ve tüketir. Hem pişirilmiş hem de çiğ olarak tüketilebilen karalahana vitamin ve mineral açısından oldukça güçlü bir besindir. Alternatif tıpta özellikle kemik ağrıları ve sindirim sorunlarında kullanılır. Mutfaklarda kızartması, çorbası ve sarması yapılır. Sumakla beraber tüketildiğinde tadı daha güzel olur. Uzmanlar kişilerin bol bol tüketmesini önerdiği faydalı besinler arasında ilk beşe girebilir. C vitamini bakımından zengin olduğundan kanserli hücrelerin artmasının önüne geçer. Ayrıca kan yapıcı özelliği sayesinde de kansızlık hastalığının önüne geçer. Yapılan araştırmalarda haftada iki defa tüketilen karalahana kasları güçlendirir.

KARALAHANIN FAYDALARI NELERDİR?

Unutkanlık hastalığının temelinde sinir sistemindeki bozukluk ve beyindeki hafıza kısmındaki azalan vitaminlerdir. Bu yüzden uzmanlar özellikle hamilelik evresinden itibaren düzenli olarak K vitamini tüketerek sinir hücrelerinin yenilenmesi konusunda uzmanlar önemli uyarılarda bulunuyor. Karalahana yeşil sebzeler bakımından K vitamini açısından en faydalı olanıdır. Beynin konsantrasyon gücünü artırır. 

Karalahana C vitamini bakımından da oldukça zengin bir besindir. Bu vitamin vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir. Çeşitli sebeplerden ötürü vücutta artan toksinleri temizlemede etkili olan karalahana bu etkisini en fazla suyunda gösterir. İyice yıkanmış karalahanayı kaynatırken suyunu süzüp atmayın bir kavanoza boşaltıp içerisine limon suyu ekleyip günde aç karna bir bardak tüketin. 

Karalahana suyu sadece toksinleri atmakla kalmaz aynı zamanda idrarın kolayca sökülmesini sağlar. Böbrek bezlerinin fonksiyonlarını artırır. Böylece taş ve kum oluşumunu önler. Vücuttaki oksijen hücre sayısını da su sayesinde çoğaltır. Aynı faydayı mesaneye de uygular. Mesanede idrar bırakmadan boşalmasını sağlar.

Vücuttaki kan dolaşımı için potasyum önemli bir maddedir. Aynı zamanda potasyum organların hücrelerinin işlevselliğini de artırır. Düşük potasyumda kan basıncı yükselir. Bu da yüksek tansiyon ev baş ağrısına neden olur. Ancak karalahana bu durum için etkili bir doğal besindir. Karalahana içerdiği potasyum sayesinde kan dolaşımını dengeler.

Göz sağlığındaki en önemli madde beta karotenlerdir. Göz içinde beta karoten ne kadar fazlaysa görme olasılığı da bir o kadar artar. Karalahana beta karoten bakımından zengin besinler arasında yer alıyor. Özellikle katarak oluşumunun önüne geçer. 

Hayvansal gıdalarla beraber kemik iltihaplanmaları, artrit ve kalp hastalıkları artar. Bununla beraber artan kötü kolesterol seviyesi kalp krizi riskine yol açar. Hastalıklar kişinin yaşam kalitesini düşürerek ölüm oranını artırır. Ancak karalahana vücuttaki tüm iltihabı atmada oldukça etkilidir. 

100 GRAM KARALAHANANIN BESİN DEĞERLERİ NELERDİR?

Kalori // 50

Toplam yağ oranı // 0,8 gram

Kolesterol // 0 miligram

Sodyum // 37 miligram 

Potasyum // 490 miligram

Karbonhidrat // 10 gram

Protein // 5 gram

KARALAHANANIN ZARARI VAR MIDIR?

 İyot emilimi fazla olan karalahana tiroid bezlerini olumsuz etkiler. Bezlerin daha yavaş çalışmasına neden olur. Tüketmek isteyenlerin iyot tuzu ile tüketmesi daha doğru olur. 

 

Et kadar vitamin ve mineral deposu olan mantarın insan sağlığına inanılmaz faydaları vardır. Özellikle uzmanlar et tüketmeyenlerin D ve B vitamini karşılaması için tüketmesini tavsiye eder. Peki mantarın faydaları nelerdir? Mantar hangi hastalıklara iyi gelir? Mantar hakkında bilinmesi gerekenleri haberin detayında bulabilirsiniz.

Halk arasında kav, küf, maya, midiyö, pas, puf, rastık ve şapkalı gibi isimlerle adlandırılan mantarlar tek ve çok hücreli bilimsel mantarla aynı aileye mensuplardır. 250 yıllık bir geçmişe sahip olan mantar, Meksika’da dini törenlerde kullanılır. Kuzey Amerika ve Çin’de ise alternatif tıpta ilaç yapımlarının ham maddesidir. Zehirli olanları da bulunan mantarlar hakkında uzmanlar uyarıda bulunur. Bir buçuk milyondan fazla türü olan mantarlar çok yağışlı havalardan sonra ağaç diplerinde kendiliğinden ortaya çıkar. Zehirli olanlarının dışında yenilebilen mantarlarda vardır. Bu mantarlar 100 gramlık etin vücuda sağladığı faydaların aynısını bir tabak tüketildiğinde sağlar. İçeriğinde yüksek miktarda D vitamini bulunan mantarlar en çok tüketilen dört çeşit vardır. Bilinçli kişilerce toplanması daha faydalı olur. 

KAÇ ÇEŞİT TÜKETİLEBİLEN MANTAR VARDIR?

KAVAK MANTARI

Nadir bulunan ancak besleyici yönü fazla olan mantar türüdür. Rengi kahverengi ve gridir. Balık ve et yemekleriyle beraber sos yapılıp tüketilebilir.

ŞİTAKE MANTAR

Uzakdoğu ülkelerinde yaygın olarak tüketilen şitake mantarı, sebzelerle beraber harmanlanır pilav üstü tüketilir. Bunun dışında makarna üstü yapılan soslarda da kullanılır.

PORTOBELLO MANTARI 

Çok geniş bir şapkası olduğundan tüketilebilen yeri fazladır. Bu mantar türü genellikle fırında ya da ızgarada tercih edilir. Tadı da vitamin değerleri de kırmızı etle aynıdır.

 DÜĞME MANTARI 

Tüketimi en yaygın olan mantar türüdür. Rengi beyazdır. Kolay bulunur. Ancak zehirli olan mantarlara benzediğinden bilinçli kişilerce toplanılmalıdır. 

MANTARIN FAYDALARI NELERDİR?

Havuç, domates, kabak, yeşil fasulye, yeşil ve kırmızı biber gibi besinler D vitamini bakımından oldukça zengindir. Bu besinler vücuda ek vitamin takviyesi olarak alınır. Yapılan araştırmalarda ise Güneşten sonra doğa da en çok D vitaminin bulunduğu besin ise mantar odluğu tespit edilmiştir. D vitamini eksik olan vücutta saç dökülmesi, bağışıklık hastalıkları yaygın olarak görülür. Mantar bu belirtilerin azaltmasında etkilidir. 

Antioksidan bakımından da zengin olan mantar vücudun direncini artırdığından hastalılara yakalanma oranını azaltır. Karaciğer, akciğer ve bağırsaklardaki toksinleri temizleyerek vücuttan atar. Aynı zamanda selenyum bakımından da zengin olan bu besin kanserli hücrelerin oluşumunu azaltarak vücudun genç hücre sayısını artırır. 

Yapılan bir başka araştırmada ortadan ikiye bölünerek güneş bırakılan mantarın D vitamini değerlerini artırdığı gözlemlenmiştir. 

Yüksek lif oranına sahip olduğundan kandaki şeker seviyesini dengeler. Aynı zamanda sindirimi kolaylaştırır. Bu bakımdan diyet listelerinde ilk sıralarda yer alır. Fırında pişirilmiş bir tabak mantar 3 gram life sahiptir. Bu lif aynı zamanda metabolik sendrom riskini azaltır.

C vitamini bakımından zengin olan mantar, kan akışını dengelediğinden yüksek tansiyon riskini azaltarak kalp ve beyin sağlığını korur.

MANTAR NASIL SAKLANIR?

Hızlı bozulan besinler arasında yer aldığından toplandıktan hemen sonra tüketilmediğinde bazı yöntemlerle saklananılabilir. Mevsiminde toplanılan mantarlar hemen dolap poşetlerine konulup kaldırılabilir. Bunun yanı sıra konservesi yapılabilir. Ya da mantarlar bir kavanoza konulup üzerine tuzlu su konulup saklanılabilir. Son olarak ise kurutulup muhafaza edilebilir. Ancak mantarlar kesinlikle yüksek ısı görmemeli. Aksi halde içerdiği tüm proteini kaybedebilir.