Şunun için etiket arşivi: Sağlık

Sıklıkla kadınlarda görülen koltuk altı ağrılarının ne gibi hastalıklara işaret ettiğini biliyor musunuz? İnsan vücudunun en hassas noktalarından biri olan koltuk altı hakkından bilmeniz gerekenleri sizler için derledik. Peki koltuk altı ağrısı neden olur? Koltuk altı ağrısı hangi hastalıkları işaret eder? Birçok hastalığın habercisi olan koltuk ağrısı aynı zamanda birçok yanlış durumdan dolayı da yaşanabilir. Haberin detayında tüm bu sorunları ayrıntısı ile bulabilirsiniz.

Gövdenin ve kolun buluştuğu noktaya koltuk altı denir. Bu bölümde vücudun bazı yerlerinde olduğu gibi ter bezleri bulunur. Bu bezler sayesinde vücuttaki fazla toksinler çıkar. Aynı zamanda bu bölgede kıllanma da görülür. Kas zedelenmesi ya da kanser belirtisi gibi hastalıkların kendini ele verdiği noktada burasıdır. Vücudumuzda en hassas yer olan koltuk altında ortaya çıkan ağrılar bazı hastalıkların en belirgin belirtisidir. Burada ortaya çıkan ağrı, göğüse, sırta, boğaza ve kol uyuşmasına kadar vurabilir. 

KOLTUK ALTI AĞRISI NEDEN OLUR?

Koltuk altında bulunan lenf bezlerinin enfeksiyon kapması sonucu şişmesi koltuk altı ağrısına neden olur. Bunun yanı sıra yanlış tıraşlama, yeteri kadar temizlenmemesi, kimyasal içeren parfümler ve hastalıklara bağlı gelişen aşırı terleme de koltuk altı ağrısına davetiye çıkarır. Dengesiz ağır kaldırmak, egzersiz yaparak koltuk altından geçen kas ve sinirlerin deforme olması da ağrıların yaşanmasına sebep olur. Ancak ağrılar bu kadar hafife alınmamalı aksi halde gelişen meme kanseri ya da lenfome kanseri için geç olabilir. Bu yüzden uzmanlar ağrılar hissedilir hissedilmez bir doktora görünmekte fayda olduğunu vurguluyor. 

KOLTUK ALTI AĞRILARI HANGİ HASTALIKLARI İŞARET EDER?

Ağrıya neden olan en yaygın neden lenf bezlerinin şişmesidir. Bu bez koltuk altından göğüse kadar olan alanı kaplar. Darbeye duyarlı bu bez hemen şişer ve şiddetli ağrıya neden olur. Bu bezin şişmesine enfeksiyon ve bakteriler yol açar. Erken müdahale edilmediğinde kansere bile davetiye çıkarır.

Bir diğer neden ise kas gerilmesidir. Bu durum genellikle sporcularda görülür. Ani hareket sonucu koltuk altındaki hassas kaslar hasar alınca ciddi koltuk ağrılarına neden olur. Kasın hasar aldığı noktada genellikle iltihaplanma ortaya çıkar. 

Kozmetik ürünlerin içerisindeki bazı maddeler kişilerde alerjiye neden olur. Bu reaksiyon şişme, kızarıklık, dökülme ve ağrı gibi belirtilerle kendini gösterir. Uzmanlar bu konu hakkında ciddi uyarılarda bulunur. Bu yüzden kişilerin alerji testleri yapması konusunda önerilerde bulunur.

Halk arasında da bilinen koltuk altı ağrısının kalp hastalıklarına işaret ettiği bir gerçektir. Kalbe yeterli oranda kan ulaşamadığında ortaya çıkan yorgunluk, baş dönmesi, aşırı terleme, göğüs ve koltuk ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterir.

Kollarda oluşan sürekli uyuşma ya da ağrı gibi durumlar stres ve depresyon gibi ruhsal hastalıklarında belirtisidir. Bu gibi rahatsızlıklar esnasında koltuk altında uzun süreli ağrılar yaşanır.

Koltuk altındaki kitle, şişlik ya da ağrı meme kanseri olma riskini göstermez. Ancak bu gibi durumlarda mamografi çekme oldukça fayda sağlar. Özellikle erken dönem kanser teşhisi için etkilidir. Bunun dışında ise adet dönemlerinde hormonal bozukluklara bağlıda şişme ve ağrı ortaya çıkar. 

Midede yaşanan reflü gibi rahatsızlıklar nedeniyle artan mide asidi, vücut kaslarında şiddetli kasılmalara neden olur. En hassas bölgelerden biri olan koltuk altıda bu durum sonucunda yaşanır.

Sakız ağacından elde edilen damla sakızın insan sağlığına faydası olduğunu biliyor muydunuz? Türk ve Yunan mutfağında sıklıkla tüketilen damla sakızı aynı zamanda ilaç sanayinde de kullanılır. İçerdiği aromatik tat sayesinde hoş bir kokuya sahip olan damla sakızı hakkında merak edilenleri sizler için derledik. Peki damla sakızının faydaları nelerdir? Hangi hastalıklara iyi gelir? Damla sakızı nasıl kullanılır? Haberin detayında damla sakızına dair her şeyi bulabilirsiniz.

Dalma sakızı ülkemizde Ege bölgesinde yetişen sakız ağaçlarından elde edilir. Asıl yeri ise Sakız Adası olan bu madde kaygan ve dokunulduğunda yapışan bir yapıya sahiptir. Orta çağda köylüler tarafından keşfedilen zamanla ise her alanda kullanılan damla sakızı ilk kez tıbbi ilaç olarak kullanılmıştır. Kokusu ve tadı keşfedilen sakız yiyeceklerin içerisine de konulmaya başlamıştır. Sakız ağacının gövdesinin kendiliğinden ürettiği önce sıvı olarak daha sonra hava ile temas edince katılaşan bu maddenin Sakız Adası’nda yetiştiğinden dolayı sakız denilmiştir. Bir dönem ağır tahribatlara uğrayan ağaçlar koruma altına alınmıştır. Ağızda çiğnenebilen sakız mat parlak bir renge sahiptir. Sakız çözücü ve ferahlatıcı maddeler bakımından zengindir. Ayrıca doğadaki en kuvvetli antiseptik içeriğe olan sakız enfeksiyonla mücadelede birebir etkilidir. Türk mutfağında kahve ve tatlı yapımında ham madde olarak kullanılan damla sakızından aynı zamanda sabun da yapılır. Birçok hastalığa iyi gelen damla sakızı aktarlarda satılır.

DAMLA SAKIZI NASIL KULLANILIR?

Türk kahvesinin yapımında kullanılır. Acıyı azaltarak aromalı bir tat verir. Aynı zamanda kahvenin kalp rahatsızlıklarına olan olumsuz etkisini kırar. 

Ağızda çiğnenerek kullanıldığında ise ağız içindeki enfeksiyonu azaltır. Dişlerin beyazlamasını sağlar. Diş yüzeyinin sararmasını engeller.

Damla sakızının ham maddesi olan şampuanlar ise saç dökülmesin azaltır. Parlak ve canlı bir görünüm kazandırır.

Damla sakızının yağı kalp ve akciğer hastalıklarının oranını azaltmada etkilidir.

DAMLA SAKIZININ FAYDALARI NELERDİR?

Çözücü madde sayesinde mide de yaşanan reflü ve ülser gibi hastalıklara iyi gelir. Mide bulantısı ya da mide yanması sırasında sakız olarak çiğnenerek tükürüğe karışır. Tükürükle yemek borusundan geçer mideye iner buradaki deforme olmuş durumları kısa sürede çözer. Tüm sindirim için mucize bir besindir. 

Aynı zamanda yemek sonrası yaşanan hazımsızlık gibi sindirim sorunlarına iyi gelir. Kusma ve bulantıyı kesen damla sakızı, mide asidini düzenler. Özellikle mide duvarının hasar almasının önüne geçer.

Toz halindeki damla sakızını bal ile karıştırarak tüketildiğinde solunum hastalıklarının yaşanma riskini azaltır. Özellikle enfeksiyon kapmış boğazı ve akciğeri temizler. Balgam söktürücü etkisi ile boğazdaki enfeksiyonu atar. Akciğer kanseri riskini azaltır.

Yüz felci ya da çene kasılmaları içinde doğal tedavi olarak kullanılır. Sert bir halde çiğnendiğinde baştaki tüm kasların aynı oranda çalışmasını sağlar. Sinirleri rahatlatır. Bazı uzmanlar baş ağrısı, stres ve depresyon gibi durumlarda da bu sert yapının çiğnenmesinin etkili olacağını vurguluyor. 

Mide ya da ağzı içindeki olumsuz sorunlar nedeniyle ağız kokusu ortaya çıkar. Bu sorunu götürecek en doğal yöntemlerden biri damla sakızıdır. Antiseptik etkisi sayesinde dişlerdeki mikrop oranını azaltır. Adeta bir diş fırçası ve macunu görevini aynı anda yapar. Ağız kokusunu önler dişleri beyazlatır.

Yapılan araştırmada damla sakızının kısırlık tedavisinde de etkili olduğu ortaya çıkarılmıştır. Vücuttaki tüm toksinleri idrar yolu ile atma özelliği olan damla sakızını çocukların çiğnememesi tavsiye edilir. Ayrıca bir uzmana danışılmadan sert olarak tüketilmemelidir.

Sert bir yapısı olan damla sakızının çene ve yüz kaslarını geliştirir. Damla sakızı uçak sonrası yaşanan kulak basıncı için ise doğal tedavi yöntemi olur.

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, katıldığı bir programda yine ezberleri bozan açıklamalara imza attı. Karatay, ekmeğin uyuşturucu etkisi olduğunu beyni olumsuz etkilediği yönünde açıklamalarda bulundu.

Adıyaman Gastronomi Günleri’ne katılan doktor Canan Karatay, Belediye Konferans Salonu’nda ‘Karatay Mutfağı’ adlı söyleşide açıklamalar yaptı. Karatay, faydalı bildiğimiz bazı gıdaların vücudumuza fark etmeden zarar verdiğini söyledi. Özellikle ekmeğin uyuşturucu kadar zararları olduğunu vurguladı. Ayrıca lahmacun yediği anların fotoğrafını çekip yanlış yorumlarda bulunanlar için ise “Ekmekler yangını başlatır, beyni uyuşturur, kafa bulanıklığı yapar, uyuşturucu gibi bağımlılık yapıyor. Yangını alevlendirmeye başlatır. Adıyaman’ın kavurmalı hıtabı ekmek değildir. Ben fırın ekmeklerinden bahsediyorum. Lahmacun da ekmek değildir. Ben lahmacun yedim diye fotoğrafımı çektiler, kıyametler koptu. Lahmacun ekmek değildir” açıklamasını yaptı.

TARIM İLAÇLARI VE MEYVE FRUKTOZU KARACİĞERİ YAĞLANDIRIR!

Meyve ve sebzeleri zararlı böceklerden korumak için sıkılan bazı tarım ilaçlarının ayrıca besinlerin içerdiği fruktoz miktarlarının ciddi derecede zararlı olduğunu belirtti. Bunların karaciğeri yağlandırdığı şekeri olumsuz etkilediğini söyledi. Karatay, “Meyve de yenmeyecek çünkü şekerleri yükseltiyor. Meyvedeki fruktoz, meyvelere sıkılan tarım ilaçları çok tehlikeli; alkol gibi karaciğeri yağlandırır. Doğal yağlar, kırmızı etler, zeytinyağı veya tereyağı, vücuda ve kana yağ olarak geçmez. O parçalanıyor ve gerekli yerlere asit olarak gidiyor. Yumurtanın kolesterolü 260 miligrammış günlük  kolesterol diye bir şey yok insan vücudu her gün 3 gram kolesterol üretiyor. Hayatımız ona bağlı, sindirim sitemimiz ona bağlı, beynimiz ona bağlı, gözümüz ona bağlı, hatta beyinde kolesterol üreten hücreler var. Karaciğer bozulursa kolesterollerin üretmesi gerekiyor” şeklinde konuştu. 

Genellikle üst solunum yolları hastalıkları ile yaşanan öksürük hakkında merak edilenleri sizler için derledik. Yaşam kalitesini düşüren öksürüğün altında aslında birçok hastalığın yattığını biliyor muydunuz? Peki öksürük neden olur? Öksürük nasıl geçer? Öksürüğe neden olan hastalıklar nelerdir? Tüm sorunların yanıtı haberin detayında…

Solunum yolları ya da boğazda yaşanan herhangi bir deformasyon nedeniyle yaşanan duruma öksürük denir. Genellikle hastalık olarak görüle öksürük aslında solunum yollarını korur. Öksürük iki farklı nedenden dolayı ortaya çıkar. Balgamın geldiği öksürük kronik kabul edilir. Bu durum üç haftadan fazla sürer. Nezle, sinüzit, farenjit ve akciğere yabancı bir cismin kaçması ile oluşur. Kuru öksürükte ise balgam meydana gelmez Bazı uzmanlara göre öksürük psikolojik nedenlerden ötürüde yaşanabilir. Bunların dışında kronik kulak hastalığı, uzun süreli kullanılan ilaçlar ve sigara gibi kötü alışkanlıklar da neden olabilir. Süresi ve şekli öksürüğün ortaya çıkma nedenine işarettir. 

ÖKSÜRÜĞE NEDEN OLAN HASTALIKLA NELERDİR?

– Sigara nikotin bakımından zengin olduğundan akciğerlerdeki hava süzmelerini kapatmaya neden olur. Bu da akciğerde bakterilerin ve mikropların birikmesine zemin hazırlar.Balgamın oluşmasına neden olan bu ortam öksürüğün yaşanmasını sağlar. Böylece vücut rahatsızlıkla oluşan balgamı öksürük yoluyla atar.

– Mide asidinin artması ve kaslarının düzgün çalışmamasıyla oluşan reflü yemek borusundan ağza kadar gelmesine neden olur. Bu acı ve yanma nedeniyle öksürme başlar.

– Mevsimsel geçişlerden dolayı genizde iltihap birikir. Bu iltihabı artmak için refleks olarak öksürüğe neden olur. Ancak uzun süreli öksürme boğaz tahrişine ve ses tellerinde hasar oluşturur. Aynı zamanda öksürme ile iltihabın kulağa ve sinüs kanallarına yerleşme durumu olur.

– Uzun süreli kronik öksürükler ise akciğer kanserineişaret olabilir. Yani akciğer kanseri öksürüğe zemin hazırlayan hastalıklar arasında yer alır. Aynı zamanda koah ve astımda öksürüğün yaşanmasını sağlar.

– Yapılan bazı araştırmalarda ilaçlar inatçı öksürüğe neden olur. Psikolojik durumlarda da vücutta iki tip öksürme yaşanır. Biri alışkanlık diğeri ise tik olarak bilinir. Kendiliğinden ortaya çıkar. Uyku sırasında görülmez.

– Öksürüğün yaşanmasına neden olan en sık durum ise alerjidir.Alerjik rinit, alerjik bronşiyal, atopik dermatit ve besinler öksürüğe zemin hazırlar.

ÖKSÜRÜK NASIL GEÇER?

Uzun süreli öksürüklerde mutlaka bir uzmana danışılması gerekiyor. Çünkü öksürüğe neden olan bir çok hastalık vardır. Bu yüzden öncelikle öksürüğe neyin neden olduğu tespit edilir. Tedavi süreci ona göre başlar. Normal mevsim geçişlerin iltihaplanma gibi hastalıklar durumunda evde doğal yollarla tedavi edilir. Bunun dışındaki durumlarda boğaz tahribatının artmaması için bir uzmana görülmesinde fayda var. Öksürüğü önlemek için;

– Tozlu ve kirli kapalı ortamlarda uzak durmak gerekir.

– Düzenli spor ve yürüyüş yapmak ciğerleri temizler.

– Kafein ve nikotinden uzak durmak.

– C vitamini tüketimini artırmak düzenli ve dengeli beslenme

– Gün içinde 3 litre su tüketmek ancak su kesinlikle soğuk olmamalı

– Elma ve ayva kabuklarının içine bir tatlı kaşığı ıhlamur ekleyerek iyice kaynatın. Bu karışımı önceden sıkılmış yarım bardak limon suyuna ekleyip tüketin. 

– Kuru yasemin çiçeği, iki diş karanfil, bir çay kaşığı zencefil ve portakal kabuklarını kaynatın. 10 dakika kaynattıktan sonra süzüp içine bal ya

Farklı nedenlerden ötürü diş kökünde biriken enfeksiyonlu hücrelerin neden olduğu diş apsesi hakkında merak edilenleri sizler için araştırdık. Hemen hemen herkesin yaşadığı bu sağlık sorunu her yaşta ve cinsiyette görülebilir. Peki Diş apsesi neden olur? Belirtileri nelerdir ve kaç günde geçer? Diş apsesine doğal çözümler nelerdir?

Yeteri miktarda temizlenmeyen diş köklerinde biriken enfeksiyonlu hücrelerin neden olduğu rahatsızlığa diş apsesi denir. Dişin kökünden farklı yönlere doğru da yayılabilen bu hastalık şiddetli ağrıya neden olur. Zamanında müdahale edilmediğinde ciddi hastalıklara zemin hazırlayabilir. Ağrı bazen boğaz ve kulağa kadar sıçrar. Orta şiddetten yükselen ağrı kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Türleri olan diş apsesi, farklı nedenlerde de ortaya çıkabilir. Uzmanlar bu gibi rahatsızlıkların önemsenmediğinde kansere bile zemin hazırlayabileceğini vurguluyor. Lenf bezlerine kadar sıçrayabilen enfeksiyonlar hücrelerin mutasyonunu bozarak bu bölgelerde tümör oluşturabilir. Bu da diş eti kanserine yol açar. Bu yüzden şiddeti artan diş apsesinde mutlaka bir uzmana görünmekte fayda var. 

KAÇ ÇEŞİT DİŞ APSESİ VARDIR?

Diş kökünün en ucunda görülen diş apsesine periapikal denir. Şiddeti ilerledikçe yaşanır. 

Diş etinde görülür. Dokunulabilir. Ağız kokusuna ve çene ağrısına neden olur. Periodontal apse denir.

Dış ette ortaya çıkan iç yanağı da hasarlaştıran diş eti apsesidir. 

DİŞ APSESİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Zonklayıcı bir ağrı ile diş etinden çeneye çeneden kulağa vurur. Apsesinin olduğu tarafa doğru uzanmak sıkıntılı olur. 

Bağışıklık sistemi enfeksiyondan etkilendiğinden vücut ısısında değişiklik olur. Bu da ani ateşlenmelere sebebiyet verir.

Yüzde kulak altında ya da çene altında belirsiz şişkinlikler ortaya çıkar.

Yemek yemekte güçlük çekmek

Ağız kokusunun kötüleşmesi ve besinlerin tadını bozuk alma

Sıcak ve soğuk yiyecek ya da içeceklere karşı hassas olma gibi belirtilerle kendini gösterir.

DİŞ APSESİ KAÇ GÜNDE GEÇER?

Düzenli ağız ve diş bakımı yapıldığında ortalama bir haftada geçer. Uzman doktor genellikle apseye neden olan enfeksiyonun şiddetini azaltmak için ilaç tedavisi uygular. Doktora başvurmadan ilaç kullanılması önerilmez. Bunun dışında da evde doğal yollarla enfeksiyonların şiddeti azaltılabilir.

DİŞ APSESİNE DOĞAL ÇÖZÜMLER…

Karanfil güçlü bir antiseptik olduğundan çiğnenerek ağzı içerisindeki enfeksiyonlu hücreler azaltılabilir. 

Apsenin çıktığı yanağa buz koyarak şok etkisi ile ağrısı giderilebilir.

Elma suyu içerdiği antibakteriyel maddeler sayesinde dişteki mikrobu temizler. Bunun yanı sıra tükürük bezlerindeki virüsleri de yok eder.

Sarımsak da diş apsesinin şiddetini azaltmada etkili bir doğal çözümdür. 

Karbonatlı su gargarası ya da sumaklı su gargarası da hep diş apsesine hem de diş apsesinin neden olduğu etkileri azaltmada etkilidir. 

Sonbahar ve kış aylarında her köşe başında bir seyyar satıcı tarafından satılan kestanenin aslında insan sağlığına inanılmaz faydaları olduğunu biliyor muydunuz? Yüzyıllardır farklı şekillerde tüketilen kestane hakkında merak edilenleri sizler için derledik. Haberin detayında kestaneye ait merak edilen her şeyi bulabilirsiniz. Peki kestanenin faydaları nelerdir?

Kayıngiller ailesine ait olan kestane ağacındaki meyvelerin tüketimi Antik Yunan tarihine kadar dayanıyor. Güney Avrupa’dan Asya’ya kadar tüketimi uzanan kestanenin dışı kalın bir kabukla kaplıdır. İçinde bol et bulunan kestane tama bir karbonhidrat kaynağıdır. Ülkemizde ise en fazla Ege bölgesinde yetiştirilir. Aydın ilinde daha fazla yetiştirilmesine rağmen kestane şekeri imalatı Bursa’da yapılır. Kestane un haline getirilerek de kullanılır. Bunun dışında çörek, kek ve pasta yapımında ham maddedir. Kestane ağacı da meşe ağacı gibi sert bir yapıya sahip olduğundan mobilyacılık da kullanılır. Fransa başta olmak üzere birçok Kuzey Avrupa ülkesinde et yemeklerine eklenir. Sindirimi kolay olan kestane yüksek miktarda lif içermektedir. Yağ oranı az olan kestane, B1, B2 ve C vitaminleri içerir. Günde dört tane tüketildiğinde vücudun ihtiyacı olan enerjinin yüzde yüzü karşılanır. Kabukları kaynatılıp elde edilen su çay olarak tüketilebilir. Bu çay mide asidini dengeler. Bağırsak florasını düzenler. Kısacası sindirimi düzenler.

KESTANENİN FAYDALARI NELERDİR?

Diyabet lifi içeren kestane, düşük şekerli besinler grubuna girer. Şeker hastalarının rahatlıkla tüketebileceği bir besindir. Ayrıca kandaki şeker oranını düzenler. Lif bakımından zengin olması sadece şeker hastalarına değil aynı zamanda kilo vermek isteyen kişiler için de idealdir. 

Yüksek oranda C vitamini içeren kestane, güçlü bir antioksidandır. Bu özelliği sayesinde bağışıklığı serbest radikalli hücrelerden arındırır. Beyaz kan hücrelerinin üretimini destekler. Kanın çoğalmasını sağlar. Ayrıca kan ve bağışıklığa bağlı oluşan hastalıkları engeller.

Kemik sağlığının en temeli magnezyum maddesidir. Magnezyum vücuda alındığında demir emilimi gerçekleştirmek için kullanıldığından vücut bu madde açısından eksiklik yaşar. Ancak kestanedeki yüksek magnezyum hem demir emilimini hem de magnezyumu sağlar. 

B vitamini kompleksi beyinin işlevini artırmada etkilidir. Kestane B vitamini bakımından zengin olduğundan hem beyin hem de sinir hücrelerini yeniler. Özellikle uzmanlar günde dört tane kestanenin hafızayı artırdığını ileri yaşlara görülme ihtimali olan unutkanlığı önlediğini vurguluyor. 

Kanı artırıyor ancak lan basıncını düşüren nadir besinlerden biridir. Bu bakımdan kalp ve damar hastalıklarının oluşumunu önler. Aynı zamanda damarların sertleşmesinin de önüne geçerek tıkanıklık gibi durumların riskini azaltır. 

PEKİ KESTANE ALERJİSİ NASIL OLUR? KESTANE ZEHİRLENMESİ NEDİR?

Kestanenin içerdiği bir protein maddesini bağışıklık sistemi kötü bir bakteri olarak algılar ve ona karşı korunma oluştururken vücutta bir takım ciddi komplikasyonlar meydana gelir. Bu duruma kestane alerjisi denir. Aynı şekilde arıların çiçek özlerinden meydana gelen kestane balı ya da kestane şekeri olarak adlandırılanlar içinde geçerlidir.

Kestaneye karşı alerjisi olduğu kimseler tarafından bilinse de bazı kimseler bu durumu bilmez. Özellikle çocuklukta fark edilen bu durum sırasında tüketilen kestane sonucu ortaya çıkan duruma ise kestane zehirlenmesi denir. 

KESTANE ALERJİSİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Burun bezlerinin şişmesi ile oluşan burun tıkanıklığı, hapşırma,

Boğazların kızarmasına bağlı gelişen öksürme ve hırıltı,

Ciltte gelişen deformasyonlara bağlı kızarıklık, kaşıntı ve dökülme,

Ayrıca gözlerde yanma, yaşarma ve kızarma hissi,

– Dil ve ağız kenarında karıncalanma, 

Solunumda sıkıntı çekme,

Kan basıncı aniden değiştiğinden aşırı terleme ve soğuma yaşanması,

Karın ağrısı akabinde gelişen mide bulantısı ve kusma hissi gibi belirtiler gösterir. İleri boyutlusu ise kişi nefes almakta zorlandığından bilinç kaybı yaşamasıdır. 

KESTANE ALERJİSİ NASIL TEŞHİS EDİLİR? TEDAVİSİ VAR MIDIR?

 Alerjiler kan ve deri prick testleri ile anlaşılır. Öncelikle neye alerjinizin olup olmadığını öğrenmek bir hastanede bu testleri yaptırmalısınız. Lateks alerjisi sıklıkla avokado, muz, kestane, elma, havuç, kavun, patates ve domates gibi besinlerden kaynaklı ortaya çıkar. Kestane alerjisinin belli bir tedavisi yoktur. Belirtilerden en yaygın olan ne ise uzman ona göre ilaç tedavisi uygular. 

Bebeğiniz ya da çocuğunuz kuru kuru öksürüyorsa onu bu durumdan kurtarmak için evde yapabileceğiniz yöntemleri sizler için derledik. Grip, soğuk algınlığı ve nezle gibi durumlarda da görülebilen öksürük tedavisi için doğal yöntemler haberimizde! Bebeklerde öksürük nasıl geçer? Bebeklerde ve çocuklarda öksürme nedenleri neler? Bebeklere öksürük şurubu verilir mi? İbrahim Saraçoğlu bebeklerde öksürük nasıl geçer? Bebeklerde öksürük şurubu…

Özellikle de sonbahardan kışa geçerken görülen mevsim değişiklikleri grip, nezle ev soğuk algınlığı gibi birçok hastalığın habercisi olabilir. Hem bedenen hem de ruhen yorgunluk veren bu tür bulaşıcı hastalıklar, doğru ve erken alınan önlemlerle çok kısa bir şekilde toparlanabilir. Halk arasında ‘Balgamlı öksürük’ şeklinde tanımlayabileceğimiz bu rahatsızlıklar her yaş grubunda kendini belli edebilir. Kışın en yaygın görülen rahatsızlıkların başını çeken öksürük, akciğer enfeksiyonlarındaki ya da solunum yollarındaki balgamın sökülmesi ile kendini gösterir. Yetişkinlik döneminde görülen kuru öksürük bebeklik ve çocukluk döneminde de sık sık kendini gösterebilir. Boğazda rahatsızlık hissi veren kuru öksürük bebeklerde 3-4 gün sürebildiği gibi 3-4 haftayı aşkın bir zamanda da görülebilir. Kronikleşen öksürük durumlarında muhakkak doktora görünülmesi gereken bu rahatsızlık en çok bebeklik ve çocukluk dönemindekileri etkiliyor. Birkaç gün boyu devam eden öksürükler çoğu zaman odanın yeterince havalandırılmamasından kaynaklanmakla beraber diğer faktörlere de dikkat edilmelidir. Bebeklerde ve çocuklarda öksürük neden olur? Kuru öksürük nasıl geçer? Bebeklerde öksürüğe ne iyi gelir?

BEBEKLER NEDEN ÖKSÜRÜR? BEBEKLERDE ÖKSÜRÜK SEBEPLERİ

Çocuk hastalıkları arasında yaygın görülen öksürük şikayeti, çoğu zaman ciddi bir durumun habercisi olmaz ama verdiği rahatsızlıkla sıkıntı oluşturabilir. Kuru ve balgamlı olmak üzere 2 şekilde kendini gösteren öksürük alerji ve tahriş edici etkenlerden, solunum yolu rahatsızlıklarından, bronşit, bahar nezlesi ve mukus yani balgam yutma gibi sebeplerden dolayı ortaya çıkabilir.

Kış aylarında soğuyan havayla beraber bebekler fazla miktarda mukuslarını yutarlar ve salgıları boğazın daha da gerisinde birikerek öksürüğe zemin hazırlar. Solunum yolu probleminden ötürü görülen öksürmeler çoğu zaman soğuk algınlığı, nezle ve zatürre hastalıklarından dolayı ortaya çıkabilir. Hırıltılı bir solunum ile görülen bronşit, bebeklerde öksürmeyi tetikler.

BEBEKLERDE ÖKSÜRÜĞE DOĞAL ÇARELER! ÖKSÜRÜĞE NE İYİ GELİR?

Emzirme dönemindeki bebeğiniz öksürüyorsa sık sık emzirmeniz de fayda vardır. Doktor kontrolü dahilinde buhar vermek bebeğin öksürüğünün yatışmasında etkili olacaktır. Evde sıcak suyu açıp buharlaşma ortamı sağlayıp sonrasında bebeği banyoda oyalamaya çalışın. Direkt kaynar sıcak su ile sakın temas ettirmeyin. 1 yaşından büyük bir çocuğunuz varsa ılık suya birkaç damla limon damlatın ve bal ekleyip içirin.

Balgamlı bir öksürük varsa öksürük şurubunun kullanılmaması tavsiye edilir. Öksürme sırasında bebeğinizin ya da çocuğunuzun yüz üstü pozisyonda tutulup sırtına hafif vurularak balgamın çıkması sağlanmalıdır.

BEBEKLERDE ÖKSÜRME İLE OLUŞABİLECEK BAZI DURUMLAR:

– Ateş
– Boğaz ağrısı
– Burun tıkanıklığı ya da akıntısı
– Sinirlilik
– İştahsızlık
– Gözlerde kızarıklık
– Kol altındaki lenf düğümlerinde, başın arkasında ya da boyunda hafif şişlik
– Uzun zamanlı öksürükler bebeklerde ağız kokusu yapabilir.

BEBEK VE ÇOCUKLARDA ÖKSÜRÜK İÇİN DOĞAL TARİFLER!

KARIŞIK ÇAY YAPIMI: Elma kabuğunu güzelce soyduktan sonra çekirdeği ile beraber bir miktar ıhlamur, 1-2 adet karanfil, 1 dilim limon ve tarçın kabuğunu ılık suda tüketmesini sağlayın. Acı tadının geçmesi için 1 yaşından büyük çocuklarda bal kullanabilirsiniz.

KARABİBER VE PEKMEZ: 2 tatlı kaşığı miktarındaki dut pekmezine karabiber ekleyip karıştırın, her gün 1 kez verin. (1 yaşından büyükler için)

IHLAMUR- AYVA YAPRAĞI: Ayva yaprağını ıhlamurla birlikte kaynattığınız zaman öksürmeye iyi gelecektir.

PEKMEZ- TEREYAĞI: 1 çorba kaşığı pekmez ile 2 çorba kaşığı tereyağını 1 tatlı kaşığı su miktarında kaynatıp ılık olunca içirin. (+6 yaş için)

PROF. İBRAHİM SARAÇOĞLU’NDAN ÖKSÜREN ÇOCUKLARA DOĞAL TEDAVİ

5-6 adet Hatmi çiçeği tomurcuğunu yarım bardak suda 5 dakika kaynatıp ılıtınca çocuğunuza içirin. (3 yaşından büyük çocuklar için öksürük ve astım için)

Soğuk alerjisi olan çocuklar için keçiboynuzu pekmezi önerilmektedir.

NOT: DOKTOR ONAYI ALMADAN KESİNLİKLE DENEMEYİN!

ÇOCUKLAR İÇİN EV YAPIMI ÖKSÜRÜP ŞURUBU TARİFİ

MALZEMELER:

3-4 tutam ıhlamur
 Birkaç dilim limon
1 çay kaşığı rendelenmiş zencefil
Süzme çiçek balı
3 su bardağı sıcak su

YAPILIŞI:

Ihlamur yapraklarını demliğe koyup limon dilimi ilave edin. Ardından ıhlamur yapraklarına sıcak su ekleyip taze zencefilleri ekleyip karıştırın. Zencefilli ıhlamur çayının 5 dakika demlenmesine izin verin. Tüketileceği zaman 1 çay kaşığı miktarında süzme bal döküp karıştırın. Zayıf olan bağışıklık sistemini güçlendirmek için tarçın da koyun. Küçük çocuklar 1 fincanın yarısı kadar, büyük çocuklar fincanın tamamını içebilir.

NOT: Doktor onayı almadan çocuğunuza sakın içirmeyin!

YETİŞKİNLERDE DOĞAL ÖKSÜRÜK TEDAVİSİ İLE BİTKİSEL KÜRLER

Geceleri uykudan uyandıracak kadar şiddetli görülen öksürüklerden kurtulmak için evinizde uygulayabileceğiniz bitkisel yöntemler elbette mevcut. Balgamın olmadığı ya da çok az bir şekilde zorlanarak çıkan balgamın olduğu öksürük çeşidi, kuru öksürük olarak tanımlanır.

Uzun süreli devam eden kuru öksürük nöbetlerini kökünden çözecek tarifler ise şöyle:

SOĞAN VE SU KÜRÜ

Orta büyüklükteki soğanı 6’ya ayırıp üzerine bir buçuk su bardağı kadar su koyarak kaynatın. Ilıdıktan sonra ne soğuk ne sıcak şekilde tüketin. 

SÜT VE GÜL HATMİ

1 su bardağı kadar kaynamış süte 7-8 adet gül hatmi ekleyin. Bir taşım kadar kaynattıktan sonra ocağın altını kapatıp 4-5 dakika ağzı kapalı duracak şekilde demleyin. Her gün 2 defa öğleden önce ev sonra tüketin.

AYVA YAPRAĞI KÜRÜ

1-2 bardak sıcak suya önceden kurutulmuş ayva yapraklarını atın ve 10-15 dakika demleyin. İçine bal döküp, her gün 3 bardak kadar tüketin.

Aniden değişen havalarla beraber artan viral enfeksiyon hakkında merak edilenleri sizler için araştırdık. Grip ve nezle arası belirtiler gösteren ancak zamanında tedavi edilmediğinde daha ciddi hastalıklara neden olan viral enfeksiyonun ne olduğunu biliyor musunuz? Peki viral enfeksiyon nedir? Viral enfeksiyon belirtileri nelerdir ve tedavisi var mıdır? Haberin detayında viral enfeksiyona dair her şeyi bulabilirsiniz.

Virüs yolu ile oluşan hastalıkların geneline viral hastalıklar denir. Mevsim geçişlerinde artan soğuk algınlığı, gribal enfeksiyon, üst ve alt solunum yolu hastalıkları virala dahildir. Vücuda çeşitli sebeplerden ötürü giren ve yerleşen kuluçka dönemi bittikten sonra bağışıklık sisteminde ciddi deformasyonlara neden olur. Bazı hastalık çeşitleri kolayca atlatılabilirken bazıları ise uzun sürer ve kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Viral virüsler antibiyotik ilaçlarla kolay kolay iyileşmez. Bu gibi hastalıklar esnasında bağışıklığı güçlendiren ve virüsleri vücuttan atacak güçlü aşılar önerilir. Uzmanlar özellikle çocukları ve yaşlıların düzenli aşılarla bu hastalıklar karşısında direncinin artırılmasını tavsiye eder. Viral enfeksiyon ile bakteriyel enfeksiyon hastalıkları sürekli karıştırılır. Ancak virüsler bağışıklığa yerleşerek kişinin yorgun halsiz düşmesine neden olur. Bakteriyel enfeksiyon ise vücutta çoğalan bakteriler yol açar. Bu hastalıkların süreçleri daha ağır geçer. Yüksek ateş, vücut titremesi, sinüs yollarının bakterilerle tıkanması, boğazın tahrip olması, balgam ve bademcik şişmesi gibi belirtiler gösterir. İki enfeksiyonda hemen hemen aynı belirtileri göstermesine rağmen ayırt edici nokta ateşlenme süresi ve yüksekliğidir. Bakteriyel enfeksiyonlarda ateşlenme her zaman yüksek oranlarda seyir eder. 

VİRAL ENFEKSİYON NASIL BULAŞIR?

Virüs genellikle temas yolu ile kişiden kişiye bulaşır. Bu yüzden toplu yerler en tehlikeli alanlardır. Temas, ağız ve solunumla bulaşan virüsler bakımından çocuk, yaşlılar ve hamileler riskli olan gruplardır. Çocuk parkları, okullar, alışveriş merkezleri ve toplu tuvalet alanları da virüsün yayılmasını tetikler. 

VİRAL ENFEKSİYON BELİRTİLERİ NELERDİR?

– Bağırsaklara yerleşen virüsler florasanın sayısını bozarak ishal gibi vücut sıvı kaybını artıracak rahatsızlıklara neden olur.

– Bağışıklığın virüslere karşı hareketlenmesi ile sinir hücreleri ısınmaya başlar. Kanda dolaşan sinir hücreleri vücudun aniden ısınmasını sağlar.

– Virüsler karşısında en hassaslaşan bölge boğazdır. Boğaz ağız içine kadar virüsten etkilendiğinden yutkunma nefes alma gibi faaliyetleri azaltır. Şiddetli bir kuru öksürüğe sebebiyet verir.

– Yorgunluk vücut hareketlerinde ağrı ve özellikle kaslarda yavaşlama gibi belirtiler seyir gösterir.

VİRAL ENFEKSİYON TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Uzmanlar bu gibi rahatsızlıklar esnasında kişinin hemen ilaç tedavisini başlamasını genellikle tavsiye etmez. Öncelik aşı yapımı ve C vitamini tüketmeyi öneriyor. Bunun dışında kişinin en az 3 güç dinlemesini, hafif yemekler tüketmesini, ellerin sürekli dezenfekte edilmesi, kullanılan kişisel eşyalara kimsenin dokunmamasını ve gün içerisinde bol bol su tüketilmesi gerektiği vurgulanır. 

Van’da yetişen suh bitkisinin insan sağlığına faydaları olduğunu biliyor muydunuz? Özellikle peynir yapımında kullanılan suh bitkisi ile yapılan araştırmalar sonucunda bitkinin şeker hastalarına adeta şifa verdiği ortaya çıkarıldı. Peki suh bitkisinin faydaları nelerdir? Haberin detayında suh bitkisine dair her şeyi bulabilirsiniz.

Van kahvaltılarının vazgeçilmezi olan otlu peynirin içindeki bitki suhdur. Bu bitki aynı zamanda Van’da yetişir. Bitkinin yapraklarından gövde kısmına kadar olan her alan rahatlıkla kullanılabilir. Saf hale acımsı bir tadı olan bitki peynir ile harmanlandığında tatlanır. Bilim insanlarının dikkatini çeken bu bitki ile yapılan çalışmalar sonucunda bitkinin kanda bulunan şeker düzeyini dengelediği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra suh bitkisinin daha birçok faydası tespit edilmiştir.

Türkiye’de 6 milyondan fazla insan şeker hastasıdır. Şeker hastalığı vücutta çok ciddi komplikasyonlara neden olur. Kandaki şeker oranını artırarak kişinin ölümüne bile sebebiyet verir. Yüksek şeker oranı böbrek hasarına, görme kaybına ve hatta uzuvları yaşanmasını sağlar. Kandaki şeker yani insülin direnci kontrol altına tutulmadığında kalp rahatsızlıklarına, felce, yüksek tansiyona, diş etlerinin çürümesine ve sinir sisteminin hasara uğramasına neden olur.

PEKİ SUH BİTKİSİNİN FAYDALARI NELEDİR?

Vücuttaki sıvı dengesini korur.

Sık sık yaşanan idrar sorununu giderir.

Pankereas organındaki faydalı hücre sayısını artırır ve yeniler.

Bağırsaklardaki florasını düzenleyerek rahat tuvalete çıkmayı destekler. 

Hücre yenileme özelliği olan bu bitki yaşlanma ve kırışıklığı azaltır.

Midedeki asit oranını destekleyerek mide duvarının diğer besinlerden zarar görmesini önler. 

Karaciğerdeki fazla toksinlenmeyi azaltarak kendi kendini temizlemesini destekler.

Sürekli ishal iseniz ve kusma hissine sahipseniz dikkat bu virüsü kapmış olabilirsiniz. Son zamanlarda artan norovirüsü kişinin adeta yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Peki Norovirüs nedir ve hangi hastalıklara neden olur? Norovirüsü enfeksiyonuna dair bilinmeyenleri sizler için araştırdık. Haftalarca kişinin hasta olmasına neden olan norovirüsü hakkında merak edilenler haberin detayında…

İngiltere’de ortaya çıkıp tüm Avrupa’ya yayılan norovirüsü kişiden kişiye bulaşma riski vardır. Bu nedenle de hızla yayılmaktadır. Virüs mide ve bağırsaklara tutunarak artar. Organların işlevini bozarak ciddi sorunlara neden olur. Virüs yerleştikten sonra bir kaç güne kendini gösterir. Hastalık erken tedavi edildiğinde bir haftaya düzelir. Ancak geç teşhiste sindirim ve metabolizma ciddi hasar alır. Salgın ortak alanlarda artar. Ağız yolu ile bulaşarak mide ya da bağırsaklara yerleşir. İleri dönemlerde kronik bağırsak hastalıklarına sebebiyet verir. Hastalığın  şiddeti kişinin bağışıklığına bağlı da gelişir. Bağışıklığı düşük olan kişilerde hastalık daha çabuk ilerler. 

DENİZ ÜRÜNLERİ VE DONDURULMUŞ GIDALARA DİKKAT!

Virüs soğuğa dayanıklı olduğundan deniz ürünleri ya da dondurulmuş gıdalarda etkinliğini korur. Yapılan araştırmalarda özellikle Avrupa da deniz ürünleri ve donmuş gıdalardan kaynaklı virüsün artığı tespit edilmiştir. Ayrıca uzmanlar sebze ve meyvelerin sirkeli suda iyice yıkaması gerektiğini çeşme suları yerine hazır suların tüketilmesini öneriyor. Çok az miktarda bile virüs vücuda yerleştiği anda çoğalma riski vardır.

NOROVİRÜSÜ BELİRTİLERİ NELERDİR?

2 günde kuluçka dönemi biten virüs bulantı, kusma, ishal, yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı gibi gribal enfeksiyona benzer belirtiler gösterir. Yaşlılarda, bağışıklığı zayıf olanlarda ve çocuklar arasında hızla yayılır. Zamanla vücudun direnci düşer. Ayrıca vücut hızla sıvı kilo kaybına uğrar. Zamanına müdahale edilmediğinde kalp, şeker ve kronik böbrek yetmezliği gibi hastalıklara zemin hazırlar. Hastanın vücudundaki sıvının yanı sıra tuz kaybı da yaşanır. Azalan tuz miktarı tiroidlerin işlevselliğini bozar. Hastalığın nen yaygın belirtisi ishaldir.

NOROVİRÜSÜNÜN TEDAVİSİ NEDİR? NOROVİRÜSÜNDEN NASIL KORUNUR?

Antibiyotik tedavi uygulanır. Kişinin bağışıklığı virüse karşı güçlendirilir. Özellikle antioksidan besinler bu dönemde sıklıkla tüketilmesi tavsiye edilir. İshal ve kusma durumları damar yolu ile sıvı verilerek şiddetleri azaltılır.

Kişisel bakım düzenli yapılmalıdır.

Besinler tüketilmeden bolca yıkanmalıdır.

Toplu alanlarda gerekmedikçe yemek yenilmemelidir.

Dışarıdan gelir gelmez eller iyice dezenfekte edilmelidir.

Sürekli sıvı ve bol bol C vitamini tüketilmelidir.

Her gün çamaşır suyu ile toplu alanlar temizlenmelidir.

Hastalığa yakalanmış kişi ile tedavi bitmeyene kadar temas edilmemelidir.