Şunun için etiket arşivi: Sağlık

İleri yaş hastalıklarından biri olan Alzheimer, beyindeki hücrelerin yavaş yavaş ölmesi ile unutkanlık gibi problemlerin yaşanmasına sebebiyet veriyor. Beyinin giderek küçülmesi gibi durumlara da neden olan alzheimer hakkında merak edilenleri sizler için araştırdık. Peki alzheimer nedir ve belirtileri nelerdir? Alzheimer’in tedavisi var mıdır? İyi gelen besinler… Alzheimer’e dair her şeyi haberin detayında bulabilirsiniz.

Beyindeki hücreler vitamin yetersizliği gibi durumlardan kaynaklı yenilenmez. Bu da günlük yaşamsal aktiviteler esnasında beynin kavrama, hatırlama ve depolama alanlarında ciddi hasarlar bırakır. Alzheimer’da tam olarak bu nedenden ötürü ortaya çıkar. Demans yanı beynin hatırlama kabiliyetinin tamamen ortadan kalktığı hastalığın başlangıcıdır. Hastalık ilk kez ileri yaşta kişilerin sıklıkla geçmişe ait durumları unutması ile tespit edilmiştir. Daha sonra ise konuşma, işitme ve motor hareketlerinde eksiklikle devam eder. Beynin sinir hücrelerinin dokusunun bozulması kişinin yaşam kalitesini düşürür. Yapılan araştırmalarda hastalığın henüz kesin bir nedeni bulunmamaktadır. Fakat, vitamin eksikliği, sinir hücrelerinin deforme olması, ruhsal bozukluklar, genetiksel eksiklikler, kalp krizi ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkların beyne aşırı kan yüklemesi ile yaşanır. 

ALZHEİMER BELİRTİLERİ NELERDİR?

Hastalık erken dönemde tespit edilecek belirtiler gösterir. Bunlardan en yaygını da hafıza kaybıdır. Bunun dışında ise;

Nesnelerin ismini unutmak

Ruhsal bozukluklar

Sorulan soruları sürekli tekrar etme

Kendi kendine konuşma

Karar verme konusunda zorlanma gibi belirtiler hafif olan alzheimerdir. Ancak orta ve ileri olanda ise;

Sürekli heyecanla ve sinirli olma

Düzensiz uyku

Motor hareketlerinde yavaşlama

Paranoyaklaşma

Kişisel ihtiyaçları unutma

Dengesiz yemek yemeye bağlı artan kilo da ileri belirtilerdir.

ALZHEİMER TEDAVİSİ VAR MIDIR? ALZHEİMER’DEN KORUNMANIN YOLLARI NELERDİR?

Erken dönemde tespit edilme durumu olan hastalık ilerlemeden kontrol altına alınabilir. Bunun için belirli ilaç ve psikolojik destekler sağlanır. Düşük dozda başlanılan ilaçlarla beyinin işlevselliği artar. Bununla beraber hem profesyonel destek hem de çevresindeki insanların kişiye sürekli iyi olduğunu hissettirmesinde fayda var. Alzheimer riskini azaltmak için;

Yeşil bitki ve sebze tüketmek

Yazı veya resim yapmak

Spor dalları ile uğraşmak

Emekli olduktan sonra ev yerine aktivitesi bol yerlere gitmek

Kalp ve yüksek tansiyon riskini azaltmak için düzenli kontroller yapmak

Kötü alışkanlıkları bırakma gibi durumlarla alzheimer engellenebilir. 

ALZHEİMER’E İYİ GELEN BESİNLER…

Sinir sistemindeki hasarları onarmada büyük rolü olan OMEGA-3 yağ asitleri, alzheimeri de önlemek için önerilen besin değerlerinden biridir. Somon, sardalye ve uskumru gibi balık çeşitlerinin yanı sıra ceviz, badem, keten tohumu ve zeytinde de bulunur. 

İçeriğinde C ve E vitaminlerinin bulunduğu sebze ve meyveler, vücutta dolaşan serbest radikalleri azaltır. Aynı zamanda hafızayı kuvvetlendiren bu besinler alzheimer riskini de engeller. Brokoli, çilek, yabanmersini ve kivi bu vitaminler açıcından zengin besinlerdir.

Kızılcık, elma, greyfurt ve nar flavonoid açısından oldukça zengin besinlerdir. Flavonoid vücuttaki zararlı hücrelerin sayısını azaltmada yardımcı olan yararlı maddelerden biridir.

Köri sosunun içerdiği zerdeçal ve kürkimin antikosidan potansiyelinden zengin değerlerdir. Uzmanlar, alzheimer riskini azaltan bu sosun yemeklerde kullanılmasını tavsiye ediyor.

Folik asit, B6 ve B12 bakımından güçlü olan koyu renkli yeşillikler zayıflamış beyin hücrelerini güçlendirmede oldukça faydalı besinlerdir.

Dağlık alanlarda yetişen ekşi bir tadı sahip Işkın (uçku) otunun sağlığa faydaları olduğunu biliyor musunuz? Sizler için kivi tadına benzeyen bu otun faydalarını mercek altına aldık. İşte ışkın otunun bilinmeyen faydaları…

Doğu ve Güneydoğu bölgesinde yayla muzu olarak da anılan ışkın otunu meyve niyetine tüketilmektedir. Kırmızı ve kahve rengi çiçeklere sahip ışkın kivi meyvesi ile aynı tada sahiptir.

KANSERİ ÖNLEYEN MUCİZE!

Yapılan araştırmalarda ışkının içerdiği polifenol madde sayesinde oluşma ihtimali olan kanser hücrelerini yok ettiği tespit edilmiştir. Pişirildiğinde iki kat özelliği aratan ışkın otu kanserle mücadelede en etkili doğal ilaç seçilmiştir. Yaprakları zehirli olan bu otun sadece sap kısmı tüketilir. 

IŞKIN ( UÇKUN) OTUNUN FAYDALARI 

Kan şekerini dengelediğinden şeker hastalarının da rahatlıkla tüketebileceği bir besindir. 

Kaynatılıp suyu içildiğinde astım ve nefes darlığının yanı sıra sürekli öksürüğe de iyi gelir. 

Mide duvarını koruyarak delinmesini yada yara oluşmasını önler. Aynı zamanda mide asidini dengeleyerek yemek borusu kanserine yakalanma olasılığı azaltır. 

Günde 300 gram tüketildiğinde vücudun ihtiyacı olan C vitaminin yüzde 50’sini sağlar. Bunun yanı sıra A, B1, B2, E ve K vitaminleri bakımından da oldukça zengindir.

Oluşan güneş ve hamilelik lekeleri için kabuğunun içindeki kısmı sürerek bu lekelerden kurtulabilirsiniz. Aynı zamanda cilt kırışıklıklarını gidererek yaşlanmayı geciktirir.

– Vücuttaki serbest radikallerin oranını azaltarak stres, uykusuzluk ve yorgunluk gibi kronik rahatsızlıklara da iyi gelir. 

Işkının aynı zamanda iştah açıcı özelliğe sahiptir. 

IŞKIN NASIL KULLANILIR?

Kök kısmına kadar çıkarılan ot iyice yıkanarak kaynatılır. Süzülerek çayı içilir. Sabah aç karan içildiğinde kandaki şekeri düşürür veya dengeler. 

Halk arasında akışkanlık hastalığı olarak adlandırılan albino hastalığının neden kaynaklandığını biliyor musunuz? Peki, albino hastalığının tedavisi var mıdır? İşte sizler için araştırdığımız albino hastalığının bilinmeyenleri…

Kalıtımsal bir hastalık olan albino hastalığına, vücutta bulunan; deriye, saçlara, göz zarlarına ve beynin bazı bölgelerine renk veren melanin miktarının az olması neden olur.

 Albino hastası olan kişilerin göz bebekleri pembe olur ve bu hastaların bir çoğunda göz rahatsızlığı olan astigmat hastalığı da vardır.İnsanların yanı sıra bu hastalık, hayvanlarda da görülmektedir.

Anne ve babadan geçen bu hastalık erkek çocuklara oranla kız çocuklarında daha fazla görülür. Anne ve babanın bu hastalığı taşıyor olması, hastalığın çocuklarda da olacağı anlamına gelmez. Fakat aile bireylerinden herhangi birinde bu hastalığın olması çocuğun hastalıklı doğma ihtimalini yükseltir. 

İki çeşit albino hastalığı vardır;

Kısmı albino hastalığında, melanin maddesi vücudun yarısında daha fazla aktifken diğer bir yarısında yavaş çalışmasıdır. Bu sebepten dolayı vücudun bazı bölgelerinde beyaz lekeler veya noktalar oluşur. Ya da bir göz beyazken diğer göz renkli de olabilir.

Tam albino hastalığında ise melanin maddesi hiç renk üretmez. Bu durum sonucunda tam albino hastası olan kişilerin vücutları tamamen bembeyaz olur. 

Albino hastalarının dikkat etmesi gereken bazı durumlar vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir: 

Güneş ışınları, normal bir insanı etkilediğinin iki katı oranda albino hastalarını etkilemektedir. Bu hastalığı taşıyan bireylerin ciltleri çok hassas olduğundan ciltlerinde kızarıklık ve güneş yanıkları meydana gelme olasılığı yüksektir. Ayrıca güneş ışınları sadece ciltlerini değil, aynı zamanda gözlerini de etkilemektedir. Bu yüzden uzmanlar, albino hastalarının tedbir almadan güneşe çıkmamaları gerektiğini söyler.

Albino hastalığının tedavisi var mıdır?

Albino hastaları için kesin bir tedavi yöntemi yoktur. Ancak kısmi albino hastaları üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar daha umut verici durumdadır. 

Bitmeyen kalp pilini icat eden ünlü bilim kadını Dr. Canan Dağdeviren bir ilke daha imza attı. Sivaslı olan Dağdeviren katıldığı bir söyleşide meme kanserini erken teşhis eden sütyeni geliştirdiğini duyurdu. Yakın bir akrabasını meme kanserinden kaybeden ünlü bilim kadın buradan yola çıkarak kanseri erken teşhis etmeye çalışan bir icat geliştirdi. Peki Canan Dağdeviren kimdir?

5 yıl önce teyzesini meme kanserinden kaybeden dünyaca ünlü Dr. Canan Dağdeviren, teyzesine verdiği sözü tuttu. Dağdeviren teyzesine meme kanserini erken teşhis eden bir icat geliştireceğini söylemiş bunun üzerine de elektronik sütyen icadına imza attı. Önümüzdeki yılın başında tamamlayacağını söyleyen Dağdeviren, öncede dedesini kalp yetmezliğinden kaybettiğinde de bitmeyen kalp pilini geliştirmişti. Yaptıklarıyla ABD’nin prestijli dergilerinden Forbes’un “30 Yaş Altı Bilim İnsanı” listesine girmeyi başaran Dağdeviren, bunun yanı sıra, MIT (Massachusetts Institute of Technology) yayını Technology Review’ın her yıl açıkladığı ’35 yaş altı Mucitler Listesi’ne de adını yazdırmıştı.

BAŞARILARININ KAYNAĞI KÖTÜ TECRÜBELER VE AŞIK VEYSEL!

Başarlı genç bilim kadını geçtiğimiz gün memleketi olan Sivas’ta İmranlı Belediyesi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen konferansın baş konuğuydu. Üniversite ve lise öğrencileriyle bir araya gelen Dağdeviren, bir projenin oluşumu için bilimin bütün dallarından faydalandığını vurguladı. Başarılarının ilham kaynağı ve onu hedeflerine götüren hikayesini öğrencilerle paylaştı. Günümüzde yaygın olan obezite hastalığını önleyen “sindirilebilir sensör” icat etti.

Henüz genç yaşlarda dedesini kalp yetmezliğinden kaybettiğini bunun üzerine giyilebilir kalp pilinin icadına imza attı. Yaşadığı kötü tecrübelerin kendisine ilham kaynağı olduğunu ve bu süreçte de Aşık Veysel sözleri ile güç aldığını belirtti. İşte bu sözlerle anlattı: “Ben bitmeyen kalp piliyle ilgili çalışmalar yaptığım dönemde birden aklıma Aşık Veysel geldi. Aşık Veysel, ‘Ben ölümlü dünyada hakikati gördüm’ diyor. Aslında benim için de gerçekten öyle olmuştu. Fizik, kimya, matematik, biyoloji, elektrik-elektronik ve tıp gibi farklı bilimleri ortada birleştirip değişik bir proje hayal ettim. Bu proje aslında gerçekti. Kimsenin düşünmediği bir şeydi. Ama sonradan hakikate dönüştü ve ben o hakikati elimde tutabildim. Yine Aşık Veysel, ‘Ben gidersem sazım sen kal bu dünyada’ diyor. Benim de bir cımbızım var. Biz onu tutmak için kullanıyoruz. Mesela ben de bu dünyadan gittiğimde projelerim kalacak. O cımbız kalacak. Aşık Veysel’in sazı varmış, benim sazım da cımbızım. Mesela benim türkülerim de patentler. Yaptığım turneler, böyle konferanslar”

Her icadında doğadan ilham aldığını söyleyen Dağdeviren, Parkinson ve Alzheimer tedavilerinde beynin fonksiyonlarını geliştirecek iğne geliştirdi.

PEKİ CANAN DAĞDEVİREN KİMDİR?

4 Mayıs 1985 yılında İstanbul’da doğan Canan Dağdeviren, ilk ve orta eğitimini Kocaeli’den  tamamladı. Daha İstanbul’daki deprem esnasında Adana Seyhan ÇEAŞ Anadolu Lisesi’ne misafir öğrenci olarak gönderildi. Burada bilime dair olan tutkusu artan Dağdeviren İngilizcesini geliştirdi. 2007 yılında Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 2009 yılında ise  Sabancı Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği programındaki yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2014 yılında ise doktorasını aldı. Dağdeviren, bilime olan tutkusunun etrafında yaşadığı acı tecrübeler olduğunu bildirdi. Ayrıca en büyük ilhan kaynağı ise Aşık Veysel’in sözleri olduğunu vurguladı. Dağdeviren, İstanbul’da doğmasına rağmen aslen Sivaslıdır. 

Uyku sırasında yataktan kalkıp yürüyen biri ile karşılaştınız mı? Ya da uyuduktan sonra uyanma aşamasında kendinizi başka bir oda da buldunuz mu? Tüm bu duruma sebep olan uyurgezerlik hastalığına dair merak edilenleri sizler için derledik. Peki uyurgezerlik nedir? Uyurgezerliğin nedenleri nelerdir ve tedavisi var mıdır? Tüm bu soruların yanıtlarını haberin detayında bulabilirsiniz.

Uykunun en derin anında beynin fonksiyonlarının azalmasına rağmen vücudun kalkıp faaliyete geçme durumuna uyurgezerlik hastalığı denir. Çocuk yaşlarda sıklıkla görülen hastalığın son yıllarda yetişkinlerde de görülme olasılığı artı. Tedavisi olan bu rahatsızlık erken teşhis edilip müdahale edilmelidir. Aksi halde ciddi rahatsızlıklara sebebiyet verebilir. Uyurgezerlik, uyur gezer ya da uykuda gezme gibi isimlerle adlandırılan parasomi kategorisine giren bir uyku bozukluğu hastalığıdır. Çocuk yaştaki travmatik bir durumda görülen rahatsızlık genellikle ergenlik dönemlerde kendiliğinden düzelir. Ancak ileri yaşlara rağmen yaşanan uyurgezerliğin altında başka nedenler olabilir. 20 yaşından sonra yaşanan uyurgezerlik de hastalar genellikle gece yarısı 2 ya da 3 saatlerinde kalkar. Bilim uyurgezerliği şöyle açıklıyor. Uykunun aşamaları vardır. Kişi önce hafif uyku haline geçer. Daha sonra tamamen derin uykuya dalar. Ancak işte uyurgezerlerde bu durum derin uyku sonrası uykunun tekrar hafiflemeye başlaması ile ortaya çıkar. Derin uyku denilen yani NREM evresine geçmeden vücudun kalkıp dolaşması ve beynin aktif olmasına rağmen kişi uyku halinden çıkmaz. Bilim insanlarına göre derin uyku evresinde yaşanan bir komplikasyon sonrası kişi uyurgezer olur. Ancak bunu tam olarak neyin tetiklediği bilinmese de bazı nedenler öne sürülür.

UYURGEZERLİĞİN NEDENLERİ NELERDİR?

Kişinin çocukken yaşadığı terk edilme korkusu, sevgisizlik, başkalarının başarısı ile kıyaslanma, ailede büyük bir kayıp yaşanması

Olduğu yerde kendini güvende hissetmemesi

Gün içinde yoğun iş temposu nedeniyle deforme olan sinir hücreleri

Stres, depresyon, panik atak, kaygı

Kullanılan bazı ilaçların yan etkileri

Derin uykuya geçmede zorlanma

Melotonin hormonunun hiç çalışmaması gibi durumlar uyurgezerliği tetikler.

UYURGEZERLİK ŞİKAYETLERİ VE BULGULARI

Hasta uyku halinden yataktan kalkar ve dolaşır. Bilinç durumu kişiden kişiye değişir. Bazı kimseler yarı uyku halindeyken bazıları ise hiçbir şey hatırlamaz. Bu hastaların uykudan uyanması zordur ki çoğu uzmanlar hastaların uyandırılmasını istemez. Anlamsız hareketlerde bulunabilirler. Hatta bu sırada giyinir, yemek yer, diş fırçalar, konuşur ancak çevreden gelen tüm durumlara tepkisizdir. En tehlikeli bulguları ise kapıyı açıp dışarı çıkma, pencere açma, balkondan atlama veya ocak yakma gibi faaliyetlerde bile bulunabilir. Bu tip kişiler nadirende olsa kişilik bozukluğu yaşayan hastalarda da tetiklenebilir.  En hafif şikayet ise tüm evi dolaştıktan sonra tekrar yatağına dönüp uyumasıdır. 

UYURGEZERLİK TEDAVİSİ VAR MIDIR?

Hasta yakınlarının bu konuda daha dikkatli olması gerekir. Çünkü tedavisi olan bu hastalıkta uzmanlar kişinin hangi durumdan kaynaklı bu süreci yaşadığını tespit etmeye çalışır. Bu yönden geliştirilen tedavide derin uyku halini bozan durumlar azaltılmaya çalışılır. Uzmanlar hastalara genellikle öğle uykusunu önerir. Bunun dışında kişi uyku, davranış tedavisi uygulanır. Ataklar esnasında vücudun aniden terlemesi önlemek için uyumadan önce mutlaka tuvalet ihtiyacı giderilir. Melotonin hormonunu artıracak besinler tüketilmeli. Kısacası hasta psikolojik ve fizyolojik bir tedavi sürecinden geçer. 

A vitamini bakımından en zengin besin olan havuç, turuncu dışında mor, siyah, kırmızı, beyaz ve sarı gibi renkleri de vardır. Turp ailesine bağlı olan havuç, göz sağlığında gece görünüşü artıran mucize bir besindir. Peki havucun faydaları nelerdir? Hangi hastalıklara iyi gelir? Düzenli havuç suyu içerseniz ne olur? Haberin detayında havuca dair her şeyi bulabilirsiniz.

Tarihi kitaplarda anlatılanlara göre havuç, Orta Asya kökenlidir. İlk tarımda ekilmeye başlandığında kökleri yerine çıkan yeşil yaprakları tüketilirdi. Yeşil yaprakları yakın akrabası olan maydanoz, kişniş, rezene, anason ve kimyon gibi kurutulur ve alternatif tıpta kullanılırmış. Havuç tohumlarının ilki ise Güney Almanya topraklarında M.Ö yıllara aittir. Daha sonra kökünün pişirilip tüketildiği fark edilir. İlerleyen zamanlarda ise alternatif tıpta ilaç olarak kullanılmıştır. Lapası zeytin yağı ile karıştırılıp krem elde edilir. Bu krem yaraları çabuk iyileştirir. Bunun dışında havuç kaynatılıp suyu tüketilir. Bu su sindirime iyi gelir. Tüm bunların yanı sıra havuç A vitamini bakımından doğada bulunan en güçlü besindir. A vitamini gözdeki sarı noktanın daha iyi görmesini sağlar. Doğada en sık kullanılan turuncu havucun yanı sıra daha birçok rengi bulunur. Yunan tıp kitaplarında faydaları ve kullanım alanları saymakla bitmeyen havuç çiğde tüketilebilir.

ZENCEFİLLİ HAVUÇ SUYUNUN FAYDALARI

HAVUCUN FAYDALARI NELERDİR? HANGİ HASTALIKLARA İYİ GELİR?

Kök sebzelerinde en fazla vitamin ve minerale sahip olan havuç, lif kaynağı bakımından da zengindir. Bu özelliği sayesinde iyi bir antioksidan olan havuç vücuttaki hücrelerin performansını artırır. 

Beta karoten maddesi hücrelerin mutasyona uğramasının önüne geçer. Bu madde bakımından zengin olan havuç, düzenli tüketildiğinde kolon ve meme kanserini önler. Yapılan araştırmalarda meme kanseri yaşanma ihtimali olan kadınların düzenli havuç tüketerek hücrelerin kötü tümöre dönüşmesinin önüne geçtiği görülmüştür. 

Bir ay boyunca düzenli tüketilen çiğ havuç kandaki kötü kolesterolü dengeler. Bununla beraber kan basıncını da olumlu etkilediği için yüksek tansiyonu kalp ve damar hastalıklarının önüne geçer. İsveç bilim adamlarının yaptığı araştırmada kalp krizi geçirme ihtimali olan hastalara düzenli havuç tüketimi sağlanmıştır. Bunun sonucunda hastaların yüzde 70’inin kalp krizi riskinin azaldığı görülmüştür.

Göz içinde azalan sıvı ve vitamin görme kaybına neden olur. Özellikle görmeyi destekleyen sarı noktanın fonksiyonu düşer. Ancak A vitamini bakımından zengin olan havuç, göz içi vitaminleri artırarak görme kabiliyetini artırır. İleri yaşlarda görülme ihtimali olan gece körlüğünün de önüne geçer. 

Kandaki şeker artıkça ya da azaldıkça diyabet hastalığı ortaya çıkar. Bu durum beraberinde ciddi hastalıkları da getirir. Antiseptik özelliği olan havuç kandaki şeker seviyesini düzenler. 

Havuç sindirim problemlerinin de önüne geçer. Bağırsakların performansını artırır. Mide asidini düzenler. İçerdiği lif sayesinde midedeki gastirik asitlerin çoğalmasının önüne geçer. Yemek sonrası mide şişkinliği ya da gaz sıkışması gibi yaşam kalitesini düşüren rahatsızlıkların yaşanmasını engeller.

Topraktaki tüm mineralleri barındıran havuç çiğ tüketildiğinde diş kökünü güçlendirir. Tükürük bezlerindeki besin atıklarını temizler. Alkalik madde bakımından zengin olduğundan ağız içindeki bakteri sayısını azaltır. Ağız kokusu ve enfeksiyonu gibi durumların önüne geçer. 

Güçlü C vitamini sayesinde antibakteriyel etki gösterir. Kandaki beyaz hücrelerin sayısını artırır. Bağışıklığı güçlendirir. Mevsimsel geçiş hastalıklarının yaşanma olasılığını azaltır. 

DÜZENLİ HAVUÇ SUYU İÇERSENİZ NE OLUR?

İleri yaş görme kaybı engellenmiş olur. Kansere yakalanma riski azalır. Mide asidi düzenlendiğinden gastirit ve ülser gibi hastalıkların önüne geçilir. Kan basıncını dengeler. Hafıza gücünü artırarak tam konsantre sağlar. Kronik baş ağrılarının yaşanmasını önler. Hamile kadınların amnisyon sıvısının artmasında yardımcı olur. 

İBRAHİM SARAÇOĞLU’NUN HAVUÇ SUYU ÖNERİSİ

Düzenli olarak 2 ay kesintisiz her akşam yemeğinden 1 saat sonra taze sıkılmış havuç suyu tüketilebilir. 2 ay sonra haftada 3 güne düşürülmeli. Her tüketimde havuçlar meyve sıkacağında taze yapılmalı. 

Osmanlı’dan günümüze kadar gelen reyhan tüketiminin insan sağlığına inanılmaz faydaları vardır. Güçlü bir mikrop söktürücü olan reyhan fesleğen ile aynı aileden geldiğinden dolayı iki bitki sürekli karıştırılıyor. Peki reyhan bitkisinin faydaları nelerdir? Düzenli reyhan suyu tüketirseniz ne olur? Kuru veya taze şekilde tüketilen reyhan hakkında merak edilenleri sizler için araştırdık. Haberin detayında reyhana dair her şeyi bulabilirsiniz.

Bilimsel adı “ocimum basilicum” olan reyhan fesleğen ile aynı aileye aittir. Osmanlı Saraylarının vazgeçilmez şerbetlerinin ham maddesidir. Antibakteriyel özelliği olan reyhan vücudu temizlemede oldukça etkilidir. Osmanlı Devletinde sadece şerbet olarak tüketilmezdi. Aynı zamanda saray sultanlarının cilt güzelliği için kullanırdı. Ayrıca alternatif tıp uzmanları şifa niyetine de kullanılan doğal ilaçtır. Ruhsal hastalıklarda sakinleştirici olarak kullanılan reyhan, içeriğinde omega-3 kalsiyum, magnezyum, manganez ve demir gibi maddeler bakımından oldukça zengindir. Sinir ve sindirim sistemini yeniler. Ayrıca reyhan, bahçelerde ve pencere önlerine konulduğunda yaz aylarında böcek ve sivrisinek gibi hayvanların eve girmesini önler. Güçlü kokusu sayesinde özellikle örümceklerin güvelenmesinin önüne geçer. 

REYHANIN FAYDALARI NELERDİR?

Bağışıklık sistemindeki hücreleri güçlendirir. Bu sayede hastalıklara karşı vücudun direncini artırır. Bunun yanı sıra aniden yükselen vücut ısısını dengeleyerek hücrelerin sıcaklıktan etkilenmesinin önüne geçer. Aksi taktirde yüksek sıcaktan etkilenen hücreler bağışıklığın zayıflamasına ve ciddi hastalıklara zemin hazırlar.

Mevsim geçişlerinde kuluçka dönemleri biten ve üst solunum yolları hastalıklarına davetiye çıkaran virüslerin etkisini azaltır. 

Kötü kolesterol seviyesini düşürerek damarların tıkanmasının önüne geçer. Bu sayede kalp sağlığını korur. Ayrıca kan basıncını dengeleyerek inme ve felç gibi hastalıkların yaşanmasını önler.

Vücudun sıvı ihtiyacını karşılayan reyhan, böbrek üstü bezlerin çalışmasını destekler. Bu sayede böbreklerin fonksiyonlarını artırır. Oluşma ihtimali olan taş ve kumun önüne geçer. 

Ağız ve diş bakımında da faydası olan reyhan tükürük bezlerinde biriken besin atıklarını gidererek ağız kokusunu önler. Diş etlerini güçlendirerek sağlam bir düş kökü sağlar.

Kaynatılıp suyu tonik olarak kullanılabilir. Osmanlı sarayındaki sultanlarının güzellik sırlarından biride reyhandır. Aynı zamanda taze reyhan zeytin yağı ile ezilip cilde sürülür. Bu maske gözeneklerin daha hızlı kapanmasını destekler.

Yemek sonrası yaşanan şişkinlik veya hazımsızlık gibi sindirim sorunlarını önler. Mide asidini düzenler. Çiğ olarak tüketildiğinde mide duvarının güçlenmesini sağlar.

Vücutta biriken ödemi kolayca atar. Eklem ve kasları güçlendirir. Vücutta iltihap birikiminin önüne geçer. 

Diyabete bağlı gelişen komplikasyonları azaltır. 

Dikkat eksikliğini giderir. Beyin fonksiyonlarının performansını artırır. İçerdiği omega-3 yağ asidi yüzde 48 barındırır. Bu yağ beyinin daha iyi çalışmasını destekler. İbrahim Saraçoğlu çiğneyerek tüketilmesini tavsiye eder. 

DÜZENLİ REYHAN SUYU TÜKETİRSENİZ NE OLUR?

İbrahim Saraçoğlu, eski insanların daha dinç olmasının nedenleri arasında reyhan suyunun önemini vurguluyor. Reyhan suyu mikrop öldürücü özelliği sayesinde vücuttaki mantarlı hücreleri atar. Bağırsak florasını düzenler. Solunumun işlevselliğini artırır. Bronşları temizler. C vitamini bakımından zengin olan reyhan kandaki şekeri düzenler. Yatıştırıcı özelliği sayesinde depresyon ve stres gibi hastalıklara doğal ilaçtır. Vücuttaki radyasyonu temizleyerek oksijeni dengeler.

Uzun uğraşlar sonucunda işe yaramayan diyetleri yapmak yerine sağlığınızı olumlu yönde etkileyecek lezzetli mi lezzetli ton balığı diyetini uygulayabilirsiniz. Doğal ve sağlıklı kilo verdiren diyet listelerinin bir türü olan ton balığı ile 3 günde 1,5 kilo vermeniz mümkün! Hafif tadı ile midenize ağır gelmeden yapacağınız ton balığı diyeti hakkında merak edilenleri sizlere araştırdık. Peki ton balığı yiyerek nasıl zayıflanır? Ton balığı kaç kalori? Ton balığı diyeti nasıl yapılır? Ton balığı ile şok diyet…

Akşam yemeklerinde sofraya çeşitlilik katarak hem gözümüzü hem de midemizi doyuran ton balıklı salata, kilo vermek isteyen kadınların tüketebileceği en ideal ve lezzetli besinler arasında yer alıyor. Yüksek kalori bulundurmaması nedeniyle kilo aldırmaya elverişli olmayan ton balıklı salata, besleyici ve tok tutucu olması ile gönül rahatlığıyla yenebilecekler arasında. Bol limonlu ve hafif tadıyla tüketilebilecek olan ton balığını kilo vermek isteyen kimseler ya direkt olarak kendisi ya da farklı tarifiyle beraber tüketebilir. Peki zayıflamak için ton balığı diyeti nasıl yapılır? Ton balığı ile şok diyet kilo verdirir mi? Ton balığında kaç kalori var? İşte diyette ton balığı tüketimi ile ilgili bilinmesi gerekenler…

TON BALIĞI KAÇ KALORİ?

Ton balığındaki kalori miktarı balığın yağına ya da satın alınan markaya göre değişkenlik gösterebilir. Yağı az olan 100 gramlık ton balığının kcal değeri 174’e denk gelir. Orta boy porsiyonun 120 kcal’a denk geldiği düşünülürse, orta porsiyon ton balığının kcal değeri ortalama 210’dur. Ton balığı kalori miktarıyla diyetteki ana öğünler için tercih edilmelidir.

KİLO VERMEK İÇİN TON BALIĞI NASIL TÜKETİLMELİ?

Diyette ton balığı tüketimindeki en önemli nokta pişirilme şeklidir. Ton balığı ile yapacağınız yemekleri buğulama ya da fırınlama yöntemi ile pişirmelisiniz. Konserve ton balığını tercih edecekseniz direkt olarak salatalara ekleyebilirsiniz.

İçerisinde kendiliğinden yağ bulunduran ton balığa pişirme sırasında ilaveten yağ dökmenize gerek yoktur. Ton balıkla yapabileceğiniz tarifler arasında kepekli makarna, ton balıklı sandviç, ton balıklı karnabahar tariflerini deneyebilirsiniz.

TON BALIĞI İLE ŞOK DİYET LİSTESİ! ZAYIFLATAN…

İlk gün:

KAHVALTI

– 1 bardak kahve ya da çay

– Yarım greyfurt ya da meyve suyu

– 1 dilim fıstık ezmeli tost ekmeği

ÖĞLE YEMEĞİ

– 1 bardak çay ya da kahve

– 100-150 gram roka, domates salatası

AKŞAM YEMEĞİ

– 1 bardak kahve ya da çay

– 100 gram ton balığı ya da haşlanmış sığır eti

– 200 gram yeşil fasulye

– 1 adet elma

ikinci gün

KAHVALTI

– 1 bardak kahve ya da çay

– 1 adet muz

– 1 tost ekmeği

– 1 haşlanmış yumurta

ÖĞLE YEMEĞİ

– 200 gram ton balığı

– 5 tane kraker çubuk

– 1 bardak kahve ya da çay

AKŞAM YEMEĞİ

– 1 adet muz

– 100 gram pişmiş havuç

– 100 gram vanilyalı puding

– 1 bardak kahve ya da çay

Üçüncü gün:

KAHVALTI

– 5 kraker

– 1 adet elma

– 1 bardak kahve ya da çay

– 30 gram peynir

ÖĞLE YEMEĞİ

– 1 dilim tost ekmeği

– 1 bardak kahve ya da çay

– 1 haşlanmış yumurta

AKŞAM YEMEĞİ

– 1 bardak kahve ya da çay

– 100 gram vanilyalı puding

– 1 tane armut

– 100 gram pişmiş karnabahar

– 200 gram ton balığı

Kolit ne olduğunu biliyor musunuz? Nadiren görülen bu hastalık hakkında bilinmeyenler şeyi sizleri için haberimizin detayında belirttik.

Kalın bağırsak iç astarının mikrop kapması sonucu iltihaplanması ile kolit ortaya çıkar. Kolit bağırsakların genel iltihaplanmasına da denir. Sıklıkla bağırsakların zararlarında oluşur. Besin atıkları sonucu ortaya çıkar. 

KOLİT NASIL OLUR?

Besinlerin katı sıvı ayrıştırması kalın bağırsak ve bağırsak kolonlarından geçer buradaki kasların hareketlenmesi ile dışkılama ya da idrar sonrası görev tamamlanır. Ancak besinlerin içerdikleri maddeler ve bazılarında da kalıtımsal olarak bu kolonlar kasılmadığın da kişide kabızlık ya da ishal sorunu ortaya çıkar.  

Kolite hastalığına bağırsak bakterileri ve kolon virüsleri neden olabilir. Aynı zamanda kan içerisindeki bakteriler, stres, depresyon, ilaçlar, genetik yatkınlık ve çevresel etmenlerin yanı sıra klozet gibi alanlarda kolit hastalığına sebebiyet verir. Bu rahatsızlık bağırsaklardan yemek borusuna kadar olan bütün organların kısa süre de ağır deformasyonlar almasına neden olur. 

KOLİT BELİRTİLERİ

En sık belirtisi kabızlık ve ishal 

Şiddetli karın ağrısı

Ani değişen vücut ısısına bağlı terleme ya da titreme 

Cildin deforme olması ve dökülmesi

Göz içi ve çevresinde iltihaplanma ve ödem birikimi

İştahsızlığa bağlı kilo kaybı gibi belirtilerle kendini gösterir.

KOLİTİN BİLİMSEL VE BİTKİSEL TEDAVİ YÖNTEMİ

Birçok yolla ortaya çıktığından birçok çeşidi vardır. Kan ve dışkı tahlili yapılır. Vücudun vitaminleri emilimine bakılır. Vücut yüksek miktarda vitamin ve mineral kaybetmişse kolit hastalığı için dışkılamaya bakılır burada vücudun emmesi gereken vitaminlere rastlandığında doktor buna göre tedavi yöntemi geliştirir.

Aynı zamanda bitkisel tedavi yöntemi de olan bu hastalık için antioksidan bakımından yüksek olan besinler tüketilmelidir. Probiyotik yoğurt, mercimek, meyve ve yeşillikler etkili olan besinlerdir. Ayrıca;

ZERDEÇAL

Hem yemeklerde hem de çay olarak tüketilen zerdeçal, kolin tedavisinde etkili olan en iyi doğal besindir. Bağırsak sorunu yaşayanlar uzman kontrolünde gün içerisinde bu besinin çayını tüketebilir.

ALOE VERA JELİ

 Aloe vera bitkisinin dış kabuğunu soyduktan sonra içindeki jeli çıkarınız. Bu jeli bir bardak ılık suyla karıştırın ve tüketin. Belirtiler geçene kadar hazırladığınız bu karışımı günde 2 bardak tüketebilirsiniz.

Balıktan sonra omega-3 yağ asidi bakımından en zengin olan besin cevizdir. Ancak uzmanlar cevizdeki vitaminlerin hepsini alabilmek için özellikle çiğ tüketilmesini öneriyor. Beyin sağlığından sindirme kadar fayda sağlayan ceviz hakkında alternatif tıp uzmanlarınında önerdiği bazı yöntemler var. Bunlardan bir tanesi bir gece önceden cevizleri suda bekletmektir. Peki cevizin faydaları nelerdir? Bir gece önceden suda bekletilen ceviz ne işe yarar?

Ceviz ağaçta yetişir ve kendine has bir kokusu vardır. Kış aylarında yaprak döken ilkbaharda ise yeniden yetişen ceviz ağacı dışı sert içi etli bir besin üretir. Üretimi eski çağlara dayanan ceviz üretimi alternatif tıpta kullanılıyor. Vücudun ihtiyacı olan omega-3 yağ asidinin yüzde 85’ini karşılar. Ağacından dalına yaprağına kadar tam bir şifa kaynağı olan ceviz ağacının, kalın gövdesi sayesinde mobilyacılıkta kullanılır. Kaliteli ağaç gövdesi sayesinde ahşap mobilyacılığın vazgeçilmezi olan ceviz ağacının yaprakları yaraları iyileştirmede etkili olduğundan özellikle savaş esnalarında yaralı askerler için götürülürmüş.Günümüzde ise yaprakları iyi renk verdiği için boya sektöründe ham madde olarak kullanılır. Ülkemizde sıklıkla Ege, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesinde yetiştirilir. Cevizin içeriğinde folik asit, E vitamini, demir, fosfor, magnezyum, potasyum, çinko ve omega- 3 yağ asidi bakımından oldukça zengindir. Hafızayı güçlendiren cevizi bir gece önceden kabukları ile beraber suda bekletip ertesi günden itibaren düzenli tüketildiğinde kalpten göz hastalıklarına kadar birçok hastalığa iyi geldiği yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.

CEVİZİN FAYDALARI NELERDİR?

İçerdiği omega-3 yağ asidi bakımından zengin olan ceviz, beyin sağlığı için birebir fayda sağlar. Yağ asitleri sayesinde beynin bilgi toplama bölümü güçlenerek konsantrasyon artar. Uzmanlar cevizin bütün faydalarından yararlanmak için sabah aç karna tüketilmesi gerektiğini vurgularlar. Böylece ceviz sinir hücrelerinde daha fazla ve hızlı emilim sağlar.

Yüksek lif sayesinde sindirimi kolaylaştırır. Mide asidini kontrol eder. Reflü ve ülser hastalıklarının şiddetini azaltır. Ayrıca bağırsak florasını düzenleyerek yemeklerin sindirilmesini sağlar. Kabızlık sorununu giderir.

Omega-3 yağ asitleri aynı zamanda güçlü antioksidanlar barındırır bu sayede vücudu temizlemede etkilidir. Hücreler böylece yenilenerek mutasyona uğramayarak kanser hastalıklarını önler.

Lif sadece sindirime fayda sağlamaz aynı zamanda uzun süreli tokluk hissi verdiğinden kilo vermede etkili bir besindir. Ancak kavrulmuş ceviz vücutta yağ oranını artırır. 

Melatonin maddesi içeren ceviz uyku problemlerine de iyi gelir. Akşam yatmadan bir saat önce bir avuç ceviz yiyerek uykusuzluk giderilmiş olur.

Vitamin bakımından zengin olan ceviz kemik ve dişleri güçlendirir. Bunun yanı sıra cilt ve saç sağlığı içinde oldukça etkilidir. Saç köklerini güçlendiren ceviz dökülme ve yıpranmayı önler. Cilt dermis tabakasını yenileyerek sivilce ve akne oluşumunu engeller. Yaşlanmayı geciktirir. 

CEVİZ SUYU HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER

Besin atıklarının neden olduğu sindirim problemlerine yakalanma riskini düşürür. İçerdiği yüksek lif sayesinde gaz problemleri ve şişkinliğe iyi gelir.

Adet döneminde şiddetli sancılar yaşayan kadınların, bu dönemlerini rahat geçirmesi için iki günde bir ceviz suyu içmelerinde fayda var.

Hamilelik döneminde fazla kilo alınmaması için de fayda sağlayan ceviz suyu aynı zamanda içerdiği potasyum sayesinde annelik dönemindeki kadınların süt oranını artırır.

Demir ve protein maddeleri beyin fonksiyonlarını güçlendirerek Alzehimere yakalanma riskini düşürür. Aynı zamanda diğer beyin hastalıklarını da önler.

Beyne olduğu kadar sinir sistemine de iyi gelen ceviz, burada deforme olmuş hücreleri onararak stres ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıkların yaşanmasını önler. Gece yatmadan bir saat önce bir bardak ceviz suyu içmek daha rahat bir uyku geçirmenize destek olur.

Cildin alt katmanında bulunan dermis tabakasının onararak yaşlanmayı önler. 

Omega-3 yağ asidi damarları temizler böylece kalp krizi geçirme olasılığını azaltır.